in

Ahdin Standart Sapması ya da Ölüm İdarenin Emri | Okan Yılmaz

“Ama her işine geldiğinde ölüyorsun sen” diye cevapladı sigarasını avucunda söndürüp bir diğerini yakarken. Kalbi kırıldığında hep böyle yapardı; dişlerini sıkıp avucunda sigarasını yuvarlar, koca bir lokma küfrü ağzında çevire çiğneye gerisin geri yutardı. Kalbi kırılmıştı, kalbi kırıldığında mütemadiyen ateşle oynardı.

“Evet, elbette” dedim, “Hayat tek kullanımlık mıdır ki sonuna kadar gideyim? Geri dönüşüm kutuları var bak bütün yol ağızlarında, elbette her istediğimde öleceğim. Doğum odasında kıça atılan ilk tokatta örneğin, ve çocuklukta eve getirilen ilk pornoda mesela, ve apış arası henüz Hacı Şakir kokan o ilk ilişkinin yıkımında, ve ilk sokak kavgasında daha sonra, ilk yenilen dayakta, ilk tutulan tarafta, ilk gidilen kadında, sola eğik bir çükün ilk idrakinde ve o çirkin buluğ asimetrisinin kabus gibi yükseldiği ilk ayna monologlarında. Ve ilkler bittikten sonra tüm tekrarlarda ve tüm varyasyonlarında ve tüm standart sapmalarında; varılan her durakta bir kez ölüp, ancak yeni güzergah çizdikten sonra dirileceğim. Biliyor olman lazım, kuzum, gar peronlarında yarısında söndürülmüş bir sigara bulmak için yerlerde süründüğün olmadı mı hiç? Birini gözüne kestirip dudaklarının arasına yerleştirdiğinde bilmelisin ki, ateşlemeye çalıştığın o izmarit, başarılı bir intihardan sonra hedefini yitirdiği için yolun yarısında yer çekimine yenik düşen bir mermidir. Zaten yerdeki diğer meslektaşlarına iyi bakacak olursan, hepsi yüksek vazife bilinciyle filtresine kadar içilmiştir. ‘Gar intiharları’ deriz biz kara adamlar buna; ‘otogar intiharları’ vardır daha sonra, ve ‘park intiharları’ (ki şarap şişelerinden darağacı yapıp asarsın kendini salıncağa), ve benim favorim olan ‘bar intiharları’ (ki her bar taburesi birer giyotindir su perin randevu saatini sıfırladığında), hijyenik intiharlar vardır bir de otel odalarının banyolarında ama kentsoylu salya sümük salgınından mustarip banker metresleri takılır bu burjuva tarzına; ve en korkuncu kuşkusuz ‘yatak intiharları’dır, çünkü büyük zaman alır, çarşafı sökülüp götürülmüş her yanı yırtık bir şiltede, kesif uykusuzluk kokusuna bulanmış çığlıkrengi bir paçavranın içinde, cinayetine çomak sokan gün ışığına söve saya şuur kaybını beklersin. Bundandır zaten o yataktan çıkanların tüm dişlerini yastık altında bırakmaları. Bilgeler kullanır yatak intiharını, rivayet odur ki her yıla iki ölüm sığdırıp kırkını bulmayan kimse onu henüz tamamlayamadı.”

“Seninkine ne demeli peki, orospu çocuğu?” diye sordu bunca zaman dilinin altında tuttuğu koca bir lokma küfrü başımdan aşağı boşaltarak. “Bunalımı göğüslerine dekolte yapıp yalnızca senin koklaman için burnuna dayayan bir körfez kent cambazını, tüm kartlar bitene kadar oynayacağına söz verdiğin halde oyunun başında bırakmana ne deniyor o meşhur intihar sözlüğünde?”

“Ahdin standart sapması” diye cevapladım bunca zaman avucumun içinde havasız bıraktığım bir başlığı, başı dönmüş bir sineği salar gibi hafifçe masasının üzerine bırakarak. “Evet intiharların en rezilidir, bir cinayet olup olmadığı tartışılır hep bu yüzden, ama bana sorarsan her intihar zaten bir keyfi cinayettir, hem kişiyi hem de kendisinden alacaklı tüm nominal kopyaları katleder. Bak utangaç bir nüans var burada, kişi yalnızca intiharına dek borçlu kalır bir başkasına, çünkü hayat dediğin bir alacak-verecek meselesidir yalnızca, insanoğlu yaşamı boyunca tanrıdan çalar durur ya, andın tek taraflı feshi de O’ndan aşırılmıştır işte. Yaşam şahsi bir mesele değildir ki, intihar da öyle olsun. Ve ateş değiliz ki hacmimiz kadar yer yakalım; çünkü sineriz biz, biz insanoğlu, salgınız biz, siğiliz, lekeyiz. “Çükümü kaldırmayan mezarımı da kaldırmasın” der çünkü şair, çünkü hayat bir alışverişin nedeniyse, intihar da işte aynı şeyin feshidir, çünkü “dost önden bıçaklar” denmişse bir kere, benim intiharımın cinayetin kolektif bir üslubu olduğu en azından yüz yirmi yıldır bilinmektedir. İşte bu yüzden, sıkma canımı ben giderken. Zaten dibi bulduğumuz gün bir küfrümüzle tüm taşaklı dağları yere sereceğiz, yaz bir yere: ‘Ahdin tüm tarafları olarak cehenneme aynı kapıdan gireceğiz’. Çünkü bahsetmişimdir, sözlükte ‘toplu intihar’ın karşılığı ‘insanlık tarihi’dir. Hadi şimdi bir Prodigy açıp rakı doldur kendine. Ben ölüyorum.”

Z’ona…

Sevdiniz mi?

son otobüs

Yazar son otobüs

her gece 23.00'da heybedar.com'da

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Gözyaşı Kasabası | Umut Öztürk

Gecenin Sessiz Şarkısı -2 | Ayten Kızılkaya