in

Anne, Ekmek, Tuz ve Yara

 

Belgeseli çekilmeyen bir kuştu annem,

Yuvasından çıkmamak ve uçmamak üzerine bir hayat.

Bir balkondan sofra bezi çırpışı kadardır yükselişi

Pencere kenarından  göz ucu bir bakışla göğe hasret,

 

Eski bir sandığın üstünde kanaviçe bir örtü annem,

İlmek ilmek nakşedilmiş bir hayat,

Düğümler boğazında bazen,

Ağladığında bir çağlayan gibi bentler yıkılır önünden,

 

Bir anıtı yoktur kent meydanında  ama merhametin kahramanıdır annem

Gecenin dikeni batar yatağında, nöbet tutan oğlu hatrında,

Bir son dakika haberi geçince televizyonda,

Altyazıdan sonra biter dudak kıpırtısı,

Annem ülkeye kırık bir dua.

 

Yedi notaya sığmayan  enstrümental bir şarkıdır annem,

Söze gerek duymayan, varlığı en nüktedan söz olan.

Bir sağa bir sola koşuştururken kaybolan,

Kederle neşe karışık, kafiyelere uymayan,

Nakaratsız bir anonimdi annem.

 

Humuslu topraklardan da bereketli bir ovadır annem,

Tohum olur, başak olur, orak olur, harman olur,

Değirmen olur, un olur, kaynayan aş olur,

Sofra olur, ekmek olunur bölünür annem

Ve toplar dünyayı çekip bir ucundan.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Avlaka Burnu’nda

TUTUNAMAYANLAR