in

Avlaka Burnu’nda

-I-

sadağımda birikmiş kadim bir yorgunluktu ömrüm,

kimselere bırakılamaz, atılamaz ve satılamaz.

yaşardığı için mil çekilmiş gözlerim vardı bir de,

güldürmekle nam salmış tüm neşeli vakitlerde.

-II-

kabalık olurdu hâlimi anlatmam.

sordular durmadan: “nasılsın?”

ve dedim, inanmadan: “iyiyim?”

ve iyilik kazansın diye kaybedecekti hep iyiler,  

yazgı buydu biliyordum, tâ o kâl-u belâ’dan.

-III-

ey yeryüzünde açan ilk çiçek!

sırtımda ağırlanmış kayalardı ayağıma çivilenen,

ve anlam veremeyen bakışlardı üzerime çevrilen.

fırtınalı bir denize karşılık yelkensiz bir katamaranla,

sıramı bekliyordum iddiasız ve yalnız. 

boğulacağım sulara açılmak, ve sonra cansız-

karaya vurmak için kısa saatler sayıyordum.

geri çekilen güneşin baykuşlara ve nebbaşlara bıraktığı kumlarda,

avlaka burnu’nda, dönüşsüz vedaların o son yurdunda.

(Mubin Burak ÇELİK)

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Kehribar

Anne, Ekmek, Tuz ve Yara