in , ,

Bir Ağıt

1198’de papalık tahtına çıkmış olan III. Innocentius yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesini istemesi üzerine Avrupa’ya mektuplar ve din adamları göndererek bu seferin hazırlıkları için halkı ve yöneticileri sefere katılmaya ikna etmiştir. Nihayet bütün girişimler sonuç vermiş ve 1202 yılında bir sefer düzenleyecek bir ordu meydana getirilmiştir. Doğuya yani Kudüs için sefere çıkan bu ordu II. İsaakios Angelos’un oğlu Aleksios’un davetiyle 1203 yılında İstanbul önlerine gelmiş fakat umulduğu gibi Aleksios’u tahta çıkarmak için değil[1]

İstanbul(Kostantinopolis/Kostantiniyye)’un 1204 yılında Haçlılar tarafından yakılıp yıkılmasından sonra Tarihçi Niketas şahit oldukları üzerine şöyle bir ağıt yakmıştır;

Ah benim şehrim, benim sevgili şehrim, bütün şehirlerin göz bebeği, kâinatın gururu olağanüstü şaheseri, kiliselerin anası, dinin en büyük önderi, Ortodoksluğun rehberi, ilimlerin hayat kaynağı, bütün güzelliklerin yuvası, sen Tanrı’nın elindeki kâseden ilahi gazabı tatmak zorunda kaldın. Sen bir zamanlar yağan ve Pentapolis’i yıkıp mahveden ateşten daha feci bir ateşle yandın… Hangi şer güçleri seni dışlayıp yok etmek istedi, hangi kıskanç ve insafsız intikam şeytanları sana çılgınca saldırdı, karşı konulmaz, gözü dönmüş kişiler sana gelin odası hazırlayacakları yerde, seni ortadan kaldırıp yok edecek ateşi körüklediler. Ah, bir zamanlar zarif hatlarınla imparatorluk ipekleriyle purpur rengine bürünmüş güzel şehir, şimdi nasıl böyle necis[2], sefil ve her türlü kötülüğe açık hale geldin, nasıl hakiki evlatlarından yoksun kaldın. Ey, tahtı eskiden yüksekte olan, gücü uzaklara erişen, güzellikte muhteşem, hem vus’u[3] hem de azametiyle füsunkâr olan şehir, şimdi paha biçilmez hükümranlık tacın kırılmış, saray esvabın, zarif imparatorluk peçelerin yırtılmış, sökülmüş yerlerde yatıyorsun… Seni kim kurtaracak, kim seni teselli edecek, kim koruyacak, kim senin kötü talihine üzülecek, kim dönüp de senin iyiliğini düşünecek…[4]

Bize kaç Niketas gerekli?

İstanbul mu yalnızca, kim bilir daha kaç Anadolu şehri için ağıt lazım bize.

Haris bakışların güzeli görmediği aşikâr, peki ya güzeli arayanlar nerede? Tabii bunların hepsi farazi şeyler değilse, tabii yaşam, sadece yaşamaktan ibaretse.

Galiba güzeli görmek de bir erdem…

 

[1] DEMİRKENT, Işın, “Haçlılar” maddesi, TDV-İslam Ansiklopedisi Yayınları

[2] Necis: Pis, murdar

[3] Vus’u: Kudret, takat, güç

[4] EMECEN, Feridun, “Fetih ve Kıyamet 1453”, syf. 39, Timaş Yayınları, 2016, İstanbul

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Bilmem.

hiçbir kelime kalmadı heybemde