Mevsim Normalleri

Böceğe dönüşme ilk tahlilde bir yıkım, sendrom, hatta son gibi algılansa da, başka bir açıdan bakıldığında bu bir kurtuluş, isyan, hatta taze bir başlangıçtır. Çünkü zaten böcek olan birinin bir sabah böcek olduğunu fark etmesi onu diğerlerinden şuurlu ve üstün kılar. Fakat bu üstünlüğün saltanatını kimse süremez, çünkü şuursuz çoğunluk onu ezmek için hiçbir fırsatı, hiçbir zaman kaçırmaz.

Biçiminin hayvana dönüşmesine rağmen düşünceleri insan kalan ve bu iki var oluş biçimi arasında ölümüne sıkışmış, hem gerçek, hem gerçeküstü olan; hem tiksinti, hem acıma uyandıran, empati kurmanın en yıkıcı olduğu edebiyat figürüdür Gregor Samsa.

Dönüşüm’ü ilk okuduğumda lisedeydim. Kitabın üzerimde yaratmış olduğu yoğun etkiyi hemen her konudaki heyecanıma ortak etmeye çalıştığım, benden beş yaş küçük olan kardeşim Can’la paylaşmak istedim. Ancak Dönüşüm, o yaştaki bir çocuğun okuyacağı kitap değildi. Fakat o zamanlar bunu düşünemedim. Can, belki biraz da ince oluşundan aldığı cesaretle kitabı kısa zamanda okudu. Bitirdiğini söylediğinde nasıl bulduğunu öğrenmek için heyecanla yanına yanaştım. Artık ikimiz de aynı derin sulardan çıkmıştık ve aşağıda gördüklerimiz konusunda konuşacak çok mevzumuz vardı. Ancak Can kitabı beğenmediğini söyledi. Zevklerimizin her zaman uyuştuğu kardeşimle ilk defa bir konuda bu denli ayrı düşmüştük. Benim hayran kaldığım bir şeye o tamamen kayıtsız kalıyordu. Neden beğenmediğini sorduğumda “çok saçma da ondan” dedi, “adam böceğe dönüşüyor ve bunun farkına varmıyor.” Bu sığ ve komik yorum karşısında küçük kardeşimle daha fazla tartışmadım ve Dönüşüm’ü ona okutmak için fazla aceleci davrandığımı geç de olsa kabul ettim.

Kafka’nın gerçeği

Bu anının üzerinden yıllar geçti. Kafka’nın diğer kitaplarını da okuyarak ve düşünerek geçen yıllar… Kafka’nın eserlerine bir bütün olarak baktığımda sadece kendi içinde tutarlılığı olan tuhaf ve soğuk bir gerçekliğin kapıları açılıyor önümüde. En dolaysız söylenişle yeni bir gerçeklik bu. Kafka, var olana uyum sağlamak yerine kendine özgü (sonradan ?Kafkaesk/Kafkavari’ diye etiketlenecek olan) moral bozucu ve zamandışı bir gerçek inşa ediyor. Bu da okurun zihnine, içinde bulunduğu gerçeğin de başka türlü bir algılamaya göre düpedüz gerçekdışı olarak adlandırılabileceği esnekliğini kazandırıyor. Bu esnekliği kazanan zihinse hayatındaki her mevzuyla arasındaki mesafeyi yeniden gözden geçirmek zorunda kalıyor ve bilinçsizce gezindiği güvenli coğrafyadan, bilinçli bir biçimde savrulduğu vahşi boşluğa terfi ediyor.

Kafka yepyeni bir gerçekliğin kapılarını açıyor bize, fakat bu yeni gerçeklik çok sevdiğim Alice Harikalar Diyarında’da olduğu gibi “Ay, ay! Geç kalacağım!” diye söylenerek koşan pembe gözlü beyaz tavşanlardan, mantarın tepesinde nargile tüttüren kocaman mavi tırtıllardan, sırıtan kedilerden ya da yürüyen ve konuşan iskambil kağıtlarından oluşan direkt hayal ürünü, düpedüz gerçekdışı ve çılgınlığı tescilli bir aleme davet etmiyor okuru. İçinde bulunduğu gerçek dünyayı oluşturan sıkıcı formüller üzerinde ufak tefek rakam oynamaları yapıyor sadece. Zihninde çakılı kodların yerlerini değiştiriyor. Başrolü devasa bir böceğe verdiği Dönüşüm ise, bu konudaki birkaç istisnadan biri.

Franz Kafka’nın, kahramanlarını baskın bürokrasinin çarklarına sıkışmış, sırf insan olduğu için kendini suçlu hisseden, savunmasız bireylerin arasından özenle seçtiği; kelimenin tam anlamıyla tuhaf, tedirgin edici ve klasik romanın omurgasını oluşturan neden-sonuç ilişkisini yerle bir eden üç büyük romanı Amerika, Dava ve Şato’nun yanı sıra, temel meselesi olan kapitalist düzende bireyin kendi kendisine yabancılaşması olgusunu en etkili ve dolaysız anlattığı yapıtı uzun bir öykü veya kısa bir roman olan Dönüşüm.

Dönüşüm

Dönüşüm, bir sabah kendini devasa bir böceğe dönüşmüş halde bulan pazarlamacı Gregor Samsa’nın öyküsü… Şefkatli annesi, kuralcı babası ve anlayışlı kız kardeşi Grate’le birlikte yaşayan Gregor, o sabah sert zırhı ve çelimsiz bacakları yüzünden bir türlü yataktan kalkamaz. Ancak esas sıkıntısı böceğe dönüşmüş olması değil, işe geç kalmış olmasıdır. Patronundan azar işitmemek için beş trenine yetişmek zorunda olduğunu düşünür. Ayrıca gerekli parayı biriktirip patronuna posta koyma ve yetenekli bir kemancı olan kız kardeşini konservatuara yollama hayalleri içindedir. Biçiminin hayvana dönüşmesine rağmen düşünceleri insan kalan ve bu iki var oluş biçimi arasında ölümüne sıkışmış, hem gerçek, hem gerçeküstü olan; hem tiksinti, hem acıma uyandıran, empati kurmanın en yıkıcı olduğu edebiyat figürü Gregor Samsa. Düşündüğü için onu tam anlamıyla bir hayvan olarak algılayamayız. Zırhlı sırtı ve huzursuzca kımıldanan zayıf bacaklarıysa düşüncelerinin bir insana ait olduğunu hissetmemizi engeller. Samsa bu akıldışı dönüşüme memur mantığıyla tepki verir. Gregor’un bedenini sert bir biçimde sararak her türlü insani hareketini fena halde kısıtlayan zırh, özgür olamayan, kafasından geçirdiklerini bir türlü gerçekleştiremeyen memurun tipik bunalımını işaret etmektedir. Böylelikle Kafka, devasa böceği fantastik anlatımın dışında, kabullenmesi ve hayal etmesi güç bir mekânda yeniden tanımlar. Böceğe dönüşme ilk tahlilde bir yıkım, sendrom, hatta son gibi algılansa da, başka bir açıdan bakıldığında bu bir kurtuluş, isyan, hatta taze bir başlangıçtır. Çünkü zaten böcek olan birinin bir sabah böcek olduğunu fark etmesi onu diğerlerinden şuurlu ve üstün kılar. Fakat bu üstünlüğün saltanatını kimse süremez, çünkü şuursuz çoğunluk onu ezmek için hiçbir fırsatı, hiçbir zaman kaçırmaz.

Kendini bir böcek olarak algılaması, Gregor’un aşırı kurallı ve kasvetli yaşamından kaçış denemesidir. Sefil yaşamından insan olarak kaçabileceğine ihtimal vermediğinden, vahşi kapitalizmin dişlilerinden ancak varoluşçu insana en uzak hayvan olan böceğe dönüşerek kurtulabileceğine inandırmıştır kendini. Ailesiyse, sorgulamanın bile imkân dışı olduğu toplumsal rolünü toptan inkâr eden bir Georg’u, ancak yeniden insana dönüşebilme umudu olan bir böcek gibi görür. Gregor romanın birinci bölümünde mesleğiyle, ikinci bölümünde ailesiyle, üçüncü bölümündeyse kendisiyle hesaplaşır.

Dönüşüm mü, değişim mi?

Dönüşüm, aslında bir değişimin öyküsüdür. Kitabın bazı yayınevleri tarafından ?Değişim’ olarak çevrilmesinin sebebi de bu olmalı. Evet, bir böceğe dönüşen Gregor’un başına gelenler ?değişim’ sözcüğünün çağrışımlarının ötesindedir. Değişmek çok daha insani ve güncel bir eylemdir. Ancak Kafka’nın değişen kahramanı Gregor değil, Gregor’un kız kardeşi Grate’dir. Grate romanın başında Gregor’un tarafındadır. Onu her şeye rağmen sever, korur, besler ve rahat ettirmek için elinden geleni yapar. Ancak hikâye ilerledikçe, Grate Gregor’dan uzaklaşarak evdeki böcekten rahatsız olan ailesinin safına geçer. Georg dönüşür, Grate değişir. Değişim, bir değişimin öyküsüdür ve değişen Grate’dir. Hikayenin dramatik yapısı Grate’in ?değişim’inin üzerine kuruludur. Çünkü ?dönüşüm’ kitabın ilk sayfasından önce gerçekleşip bitmiştir bile. Gregor’u bir böcek olarak tanır, ona bir böcek olarak veda ederiz.

Bugün geriye dönüp baktığımda, kardeşimin Dönüşüm hakkında söylediklerini farklı bir biçimde yorumluyorum. Can’ın çocukluğa ait saf düşüncenin ışığında aslında son derece önemli bir ayrıntıyı keşfetmiş, belki tam da Kafka’yı bu eseri yazmaya iten damarı yakalamış olduğunu düşünüyorum. Koskoca bir böceğe dönüşmesine rağmen hâlâ işe geç kaldığını dert edebilen ve bu salakça tutumuyla kardeşimin canını haddinden fazla sıkan Gregor Samsa gibilerini görmek için etrafınıza şöyle bir bakmanız yeterli. Tüm yaptıkları, kesinlikle tahammül edilemeyecek ve asla yüzleşilemeyecek bir bütünün zararsız parçalarına odaklanıp sorgulamanın sert rüzgarlarının uzağında, güvenli bir limanda usul usul oyalanmak… Çok saçma değil mi, “adam böceğe dönüşüyor ve bunun farkına varamıyor.”

Picus dergisinden