Bu son savaş, artık güneş eskisi gibi doğmayacak.

Mideni güldürmen için son aşın,

Ekmek eskisi gibi bölünmeyecek.

Saraylarda yaşanılmaz hayat

Çöp konteyneri yuva olmuş çocuklara

Mide çöküyor; ekmek, içiniz gibi bayat

Hayat, taht, yat

On milyarlık saat yeter mi bir saniyeni geri almana?

Bu son savaş,

Artık kimse eskisi gibi gülmeyecek

Açlık, yokluk, savaş, ölüm

İnsan kalpleri sömürgeler içinde

Şifası bulunamayan hastalıklar

Çocuk parkı oldu mezarlar

Sessizlik, sağırların özlemi;

Konuşmak, dilsizlerin sözlemi…

Görmek, körlerin tek dünyası;

Deliler, insanlığın zararsız rüyası…

Sevgi, nefret nedir?

Anne kokusunu kim tarif edebilir?

Ölen insanlığa kim seslenebilir?

Susan içimden bir bir gidebilir.

Bu son savaş,

Artık kimse eskisi gibi olmayacak

İnsanlık kayıp, ruhlar intiharda

Her kalpte korku ve telaş

Bombalar var,

Çocuklu hava sahalarında.

Kayboluyoruz,

Sanki adımlarımız bizim değil

Artık bir uçurum, bir insan eli…

Nasıl bu hale geldik?

Siliniyor duygularımız.

Ruhlar rahat değil mezarlarda

Korku, telaş her akılda

Ölüm nefesin kadar yakınında

Yoruldun mu ey insan?

Dünya ayaklarının altında

Soğuk, çok soğuk

Düşüncelerim buz tutuyor

Kar yağıyor ruhsuz mezarlara

Bedenler ölüme hazırlanıyor

İnsanlık yarınlardan asılıyor

Çığ düşüyor güvendiğiniz yarınlara

Bu son savaş, son direniş

İnsanlık yenilgide

Taşa, tanklı savaşlar

Yaşlı, genç, çocuk dinlemiyor

Yanı başımızda Filistinli bir baba kan ağlıyor

Neden, neden eskisi gibi değiliz?

Neden haklı, haksıza eğildi?

Neden bir baba çocuğu için kendini feda etti?

Bu son savaş, geliyor ölüm

Artık bir şeye yaramaz dünüm

Durmayın, durmayın sömürün

Ateşi vardı zaten ilk başka her külün.