Çeyrek asra yaklaşan ömrümün içine sığdıramadığım meçhul bir aşk…Her bakmadığım yüzde gördüğüm lakin her gördüğüm yüzde bulamadığım şey…Dumanı tüten her ocağı benim sanarak içeri dalmışım ve mesken sahipleri ‘acizdir, miskindir’ diyerek halime acımışlar da bir müddet ısınmama tahammül etmişler Sonra cebren yahut hüsn-ü lisan ile kapı dışarı etmişler beni. Her kovuluşumdan sonra öz evinden atılmış biçareler hükmüne ram olmuş saydım nefsimi. Oysa ne büyük bir kafilmişim. Arıyorum sandıklarımı buldum vehmi ile pençelerimin arasına almaya yormuşum zatımı. Pençelerime mukavemet gösteren masumları aşk sarayımı kökünden dinamitleyen merhamet ve duygu katilleri saymışım. Yel değirmenleriyle savaşmak bahtiyarlığına bile eremedim, yel değirmenlerinin karikatürleri ile idi benim cehtim. Don Kişot görse halimi ‘be ahmak’ der suratıma tükürürdü.

Üç kuruşa aldığı piyango biletine milyonlarca lira isabet etmeyen istikbal avcılarının dizlerini beyhude yere dövmesi gibi dövüyordum dizlerimi aşk piyangosundan biletime ikramiye isabet etmedi diye. Oysa nimetin külfetsiz olması sünnetullalah’a aykırıdır. Evvela çaba, alın teri sonra sabır sonrada neticeye teslim olmak lazım. Ancak bu yolla külfetler nimete inkılap eder. Oysa ben… nasıl bir gayret sarf ettim aşk için ? Plastik çiçekleri suladım da durdum bir tomurcuk yetiştireyim diye. Lakin ne tomurcuk gördüm nede çürüme sadece bir miktar pörsüme bende, plastik çiçekte ve gençlik heveslerimde…

Şimdi iç muhasebemi yaparken önüme çıkan aşk imkanlarını berheva ettim mi. Omuzlarıma çöken yaşamak prangasını kırmama yardım edecek dibini bulmak içinmiş aşk yoluna tevessülüm. Aşk aşk için arzulamaktan varheste aşkı hodmin yüreğime hürriyet vesikası kılmak için istemişim. Aman yarabbi ben cürüm işlemişim! Hele bir de nefsi tatmin için aşka saldırışım… Susamış bir atın bir yudum su için çatlarcasına nehre koşması gibi koşmuş da vardığım ilk nehirde su içmek ifratından çatlayıp gitmişim.

Bu minval üzere bir çift göz çıksa karşıma, helal süt emmiş bir dilber yani, bütün bakiyemi önüne mi sermeliyim yoksa hayat defterimin eski sayfalarını yırtıp yeni sayfanın sağ üst köşesine bir besmele mi kondurmalıyım? Eh varayım da biraz bunun narına düşeyim ne çıkar! Necip Fazıl’ın dediği gibi:

Geçti istemem gelmeni yokluğunda buldum seni

Bırak vehminde gölgeni

Gelme artık neye yarar?