Çok canını yaktık papatyaların, sevmediğini bilip sevsin istediklerimiz adına, bir istirhamı var yüreğimin benden, bir papatya da benim için seç, bakalım beni seviyor musun diye ihtimal midir  ki insan yüreğini sevmesin. Yüreğim; deryam, denizim… Ben senin için katlanırım bunca naza niyaza… Benim dışımda gelişen hadiselerden medet umma, bana dön. Dön yürek yurduna, sarıl kumsalına, çakıl taşlarına. Yeter aradığın sevdayı ırakta. Bir bak bana hiç sevgi bıraktın mı diye… İnsanın içinde var olan tüm sevgi koşunca bir başkasına yüreği isyan eder işte. Sevgi yüreğin sermayesi, aşk ise en büyük kumarıydı… Evinizin, ocağınızın, duygularınızın rızkını bir zara; kumara vermeyin, aşkı hırsa dönüştürmeyin, der yürek. Hırs; yakar ve yıkar uğrayıp geçtiği her yeri. Aşkı, hırsa bulayanlar yüreği savaş meydanına çeviriyorlar. Bir süre sonra, aşkı hırsla güncellemeyenler, yüreğinde kendi içinde bir parça sevgi bırakabiliyorlar. Kendiniz için kendinizde kalın, kendinizi kaybetmeyin der yürek… ‘Olmaz’ı olmazdı sevdanın, bir parça kendini sevebilseydi insan, nasıl ki sevdiğine zarar vermekten korkuyorsa insan, olmazların girdabında yok etmezdi kendini. Yüreğini seven yürekten seviyorsa şayet olmazı anlar, kimseyi yormaz, en çok da kendini yaralamazdı.

Gel sev beni der yürek, herkesten önce, giderken götürdüğün benim bir suretimse şayet, kimseye ram olmadan yap yolculuğunu, yüzüme bakacak yüzün kalsın, sevgine bana beslediğin sevginden bir parça bulaşsın… Katar katar gitti turnalar, bir sevda gökyüzü boş kaldı, kimin göğüne sardıysan onları artık, birkaç tane de bana bırakmalıydın der yürek. Döndüklerinde buranın onların eski yurdu olduğunu onlara kim anlatacak, onları kim inandıracak. Aradıklarını bulamadıklarında onları bekleyen tertemiz bir gökyüzünün olduğunu bilsinler ki, bulduklarını kendilerine sahip değil yoldaş etsinler. Kul köle olmak değil, sevgili olmak, sevmek gerek der yürek. Bir acı tezahür ediyor akabinde, bir fecr vakti. Yüzü avuçlarının arasında, gözleri uykusuzluk gamına uğramış maşukun yüreğinde… Kendinden nefret ediyor bir başkasını çok sevme kıyısında, sanıyor ki kıyısında sabahladığı aşk denizidir, yok öyle bir deniz ,kıyısında kendini harap ettiği, yalnızca yanılgının gölüdür, gerekli acıyı çektikten sonra ,dizleri uyuşmuş bir halde ayrılırken göl kenarından, bir başkasını çok sevdiği histerisine kapılacak, aslında yaşadığı kendini hiç sevmemiş olmanın hakikatidir, yüreği seslenecek ona ama duymayacak  işte….En çok beni sev, sev ki nasıl bir şeydir sevmek bileyim, bileyim de öyle seveyim…