Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

 

 

Kış habercisi vardı gözlerinde. Ölüm sessizliği sinmişti üzerine. Gergin ve korkaktı. Soğuktu üstelik.

 

Elleri ellerine teselliydi. Gözleri birbirlerini göremediklerinden, sahipsizdi.Alçak bir zorlamanın neferleriydi.

İçindeki karanlık müsaade etmiyordu yüz kaslarına.

Gülemiyordu. Tedirgindi.

Başlangıç kalmamıştı artık. Sondaydı. Son dem, son çıkmazdaydı.

 

“İlerlesene!” dedim.

 

“İlerle. Ne diye bekliyorsun bu soğukta ? Senin şu donukluğun bize mâni oluyor. Devam et! ” dedim.

 

Azarladım onu. İyice de payladım.

Başta korkar gibi yaptı. Sonra gözlerindeki o kara kış habercisi hiddetlendi.

Kaşlarını çattı.

Olağan tüm nefesini yüzüme sürdü.

 

“son.” dedi.

“sen seversin sonları.”

 

Sevmem diyemedim. Dilim buruşmuştu.

Zihnim katılaşmış, bayat bir kestane kokusu iniyordu sinüslerime. Sonları değil, son görünümleri severdim. Son-muş gibi. Ötesi var. En ötesi.

 

 

İyice yanıma sokuldu. Nefesindeki soğukluk talaş kokuyordu.

“İçinde ne ağaçlar kesiyorsun sen ?” dedim.

 

İçimden dedim tabi.

Yalnızca içimden. Dudaklarımdan irinler taşarak gerdanıma kıvrıldı.

İnsanın söylemek istediklerinin anlaşılmamasından korkması ne ifrit kılıklıdır, bilirsiniz elbet.

 

Gözlerini yüzümün en ince ayrıntısına kadar gezdirerek mor lekeli elleriyle yumruklar oluşturdu.

 

“Sana sonlar topladım işte. Sonlar topladım bahçelerimden” dedi.

 

Ne sonu diyecek oldum. Diyecek oldum yalnızca. Gelecek zaman kipinde kaldı tüm merakım.

 

“Niye durdun?” dedim.

“İlerlesene.!”

Önündeki beton yığınına bakıp,

“Duvar.”

dedi.

“Duvardan geçen cinlerdir!”

 

 

**

Avuç ayalarından akan oluk oluk boya kalıntılarını sürdü gömleğine.

 

“Ellerim.. ” dedi. “Temizlenmeye ihtiyaçları var.”

 

Yavaşça doğruldu tuvalin karşısından.

Su sesiyle kendi sesini birbirine kararak bir şeyler mırıldandı.

 

“Akşam olmuş.” dedi.

 

Ya da öyle bir şeydi ağzından çıkan.

 

“Boyaların kokusu zihnimi uyuşturuyor bazen.

Niçin uyarmadın beni ? Çayını yalnız içmene müsaade etmiyorum, biliyorsun. Sonra zihnine kilitliyorsun bedenini, kendini soyutluyorsun.”

 

Islak ellerini göz kapaklarıma değdirdi.

 

” Şu gözlerindeki ifade..” dedi.

“Kara kış habercisi gibi.”

 

Bir yaşama geç kalmışlığın telafisini yapmaya çabalarmış gibi hızlı hareketlerle hole çıktı.

Arkamı dönüp parmaklarımı kabarık guaj boyasının üzerinde gezdirirken,

“Seni izliyordum.” dedim.

“Bu… Sokaktaki duvar.. Çizerken ardını düşündün mü hiç? ”

 

ben düşündüm.

 

“Hayır” dedi.

“Duvarın ardı cinlerindir.”

 

Mistik kaygılarının kurbanıydı, fayanslara çarpan sesini otist zihnime sığdırmaya çalışıyarak,

 

“Sen çizersen bizim olur” dedim.

 

Suratıma tuhaf bir ifade savurdu.

Ağzının içini oyalayan ve hiçbir mânâ barındırmayan kelimelerinden birini söyleyecekti. Belliydi. Kaşlarının ortasındaki cambazlardan biri sendelemişti çünkü. Kıkırdaklarındaki akordiyon tınısından sıyırdım kulaklarımı. Bir şeyler mırıldanacaktı yine.

 

“Sen, karanlıklarınla buluşmuşsun.”

 

“Karanlıklarım.”

dedim.

“Onlar, duvarın ardını yaşayabiliyorlar.

Sen çizemiyorsun. Bileklerinin zaafiyeti bu. Senin ellerinle yapamadığını ben zihnimle yapıyorum.”

 

Oysa duvarın ardı hepimizin değil miydi Asuman?

Evet, Asuman.

Yıkmaktan çekiniyor olmasak, paylaşabilirdik ve çıkmazlardan da çıkılabileceğini gösterebilirdik onlara.

 

“Anlıyorum” dedi.

 

Evet anlıyorsun.

İdrâkin de dar senin. Daha duvarları aşamıyorken, duvarı gördüğün yere ışıklı bir son tabelası asıyorken üstelik. Anlıyorsun.

Herkes gibi.

Gayretsizliğini örtmek için gökyüzüne boyuyorsun duvarları.

 

Duvarın özü kiremittir, kiremit yalnızca boyanmak ile gökyüzü varsayılamazdı.

‘Son’ yansımasından soyunamazdı.

 

Sonlara boyun eğen düşük varlıklı kapasite ürünü fikirlerin, tartışmaya ve gökyüzüne özellikle duvarın ardına kapalı.

Duvarlara olan itimadımı yıkamayan savunmasız kimliğin, beni duvarı aşamayacağıma ikna kabiliyetinde de değildi üstelik.

Asla olamayacaktı.

 

Duvarlar yalnızca cinlerin değil, insanların olabilecek kadar da soyutluk barındıramaz mıydı?

Zahir.. Zihnimizdeki duvarlar da, bunun idea karşılığı.