heybedarsekiz Tag

    Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni, uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram… Ahmet Muhip Dıranas   İliklerimize kadar soğuğu almak için Karadeniz yollarına düştük. Hayalimde tam da Dıranas’ın dediği gibi mavi gök, beyaz yer. Doğruca Trabzon

  90+7’de kornerden atılmış bir golün adıdır aşk Mahşer sessizliğine bürünmüş aklın deplasman tribünü Ve böyle sarılmışken sırılsıklam yağmura Lütuftur hayalini kurabilmek her lahzada   Kalbimin pencere kenarlarına konmuş ürkek bir serçenin ekmek kırıntılarını yemesidir aşk Pazartesi geceleri 11’de söndürdüğün odanın lambaları Ezbere bilinir kıtalararasında Nefesim sensizliğin tohumunda külleniyor Pencerelerini

  Durduğun yerden akıp gidene daldığında Duruyor her şey - akıp gidiyorsun, Bu bozkırda çocukluk böyle bir şey Dur Bak Ak   ***   Hayal edemeyen Cesaret de edemez bu coğrafyada. Sıkı giyin, Aralık kapıda, Cesaretin varsa; Gökyüzünü üzerine örtmüş Hayallerini ayıklayan onlarca çoban görürsün. Onlar da uyumadan önce koyun sayar ama Sebebi çok başka.      

  Gittikçe büyüyen bir sessizliği bütünleyen şehrin ortasında aynada ağlayan bir kadın vardı. Senelerce, senelerce evveldi; Yaşayan bir kız vardı, bileceksiniz, İsmi Annabel Lee; Hiçbir şey düşünmezdi sevilmekten Sevmekten başka beni.   Gittikçe küçülen bedenimin ortasında oynayan, ruhumun boşluklarını kahkahalarla dolduran bir kadın vardı. Ellerimi uzattığımda, tutmazdı.

  Zehri bal bilirdim geçsem dünyadan İmdi bilirim Zaman akar bileklerimden Bir düş yitimi sancısıyla taze Kuşluk vaktinde tükenmişem Zahid Hayalimde Bak anlar nasıl kıvrılmış gözlerimde Yokluğun uğultusu firarsa yüreğimde Bu ki güvercin pusulasından Yol bellemek Bu ki Nakavt olmuş bir bedenin 'Ya Allah'la saldırması dünyaya Rüya içre rüya görmekle mağrur Dervişem, Asam sözlerimde Ben melameti zuhur

  Bir kurşun ki gözlerimi hesapsızca, korkusuzca deler Nerde şimdi beni kör eden gözlerime inen perdeler   Sana duyduğum sevgi, papatyanın kokusundaki sırdır Bıkmadan, usanmadan koşuyorum peşinde bilmem kaç asırdır   Herkesi kucaklayan gönlün bana gelince neden sığdır? Şu kadarcık hatırım varsa o gönlüne beni de sığdır   Rabbinle dertleşmek

  Çeyrek asra yaklaşan ömrümün içine sığdıramadığım meçhul bir aşk…Her bakmadığım yüzde gördüğüm lakin her gördüğüm yüzde bulamadığım şey…Dumanı tüten her ocağı benim sanarak içeri dalmışım ve mesken sahipleri ‘acizdir, miskindir’ diyerek halime acımışlar da bir müddet ısınmama tahammül etmişler Sonra

  -Kardeşim Ezgi’ye.   çünkü ben de yorgunum ve yorulmuşumdur. onlar bilmeden duysun diye bir kere beni birer zulüm niyetine kıyısından geçtiğim hayatımın ve tüm hayatların kirli katmanları.     yaşadığımız hep herkese inat ve yine de herkesle beraber bir yükü bin yük edip kambur kalmak endişesi ve utancı bir yana taşımak kaygısı.     düşünmüyorum. düşlüyorum. onlara inat ve sabırla. düşlüyor ve düşüyorum. memnunum görüyorum onları. koca, pahalı,