in

Ev Ve His

Bazı kelimeler vardır, anlamlarının kuvvetini tek başınalığından değil de manevi bir örgü içinde, onu oluşturan bileşenlerinden alır gücünü. Mesela  ‘’ev’’.  Bir materyalistseniz ve salt sayısal olarak dört köşe bir çimento yığınının  varlığı sizi tatmin ediyorsa sözüm yok. Çünkü bir çoklarımızın ilgilendiği şey tefe-tüfe oranına göre aldığı ya da verdiği kira bedeli olabiliyor! Tapunun güç verdiği değil, gücün birliktelikten alındığı dönemlerin  tarafını tutmalı. Anlamının diğer kanadına gelecek olursak, ev deyince insanın içinde oluşan o yüce duygu, nasıl tarif etmeli? Aitlik, iyi hissettiğin yer, huzur ve dahası… İlgilendiğimiz şey biçiminden çok uzak, sığınılacak bir yer olmasından da öte. Kerpiçten, eski tuğladan,betondan, sıvalı, sıvasız, site, gecekondu, gökdelen, konak, saray yavrusu, fakirhane, baraka hangi formda olursa olsun lükslüğü yahut viraneliği asla mühim değil. Mühim olan ise hissettirdikleri. Çünkü evin bileşenleri arasında aile var, birliktelik var, kafanı dinlemek var, odan var, kedin var, penceren var, arınmak var, sıfırdan başlamak var, güvende hissetmek var, fırında pişen yemek kokusu var, tv karşısında ayaklarını uzatıp keyif yapmak var, dondurma kutusundan dolma çıkması var, beraber seçilen duvar kağıtları var, hatıralar var, bıçakla elma soyup ikram etmek var, koltukta uyuya kaldığında üzerine battaniye örten birinin olması var…Hülasa her köşesine sinmiş ruhumuz var. En önemlisi kendimizi kendimiz gibi hissettiğimiz, yegane mekan, anne karnının bu dünyadaki muadili olan yer…. Bu yüzdendir  eve dönmek deyimi iyi hissettirir, bu yüzdendir insan ‘’ insanın evi gibisi yok be’’ der, bu yüzdendir sevdiğimize ‘’evim sensin ‘’ deriz.  Diliyorum size ait bir eviniz olmasından ziyade siz bir eve ait olursunuz…

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Saçımı Sen Yıka Suzan

Kendime hoş geldim