in

Ferhat ile Havva, Adem ile Şirin | İrfan Kurudirek

Ters düz olmuş kurgular serisi. Gerçek hayattan izinsiz devşirilmiş, yer yer abartılmış bir takım senaryolar. Bizi biz yapan, uçtuğumuzda her yeri bembeyaz gösteren aşklar.

Milli Mücadele’nin başladığı bir şehri ikiye ayıran bir tepeden, Dünya’nın en yüksek dağlarından birini ardına alarak şehrin ilk yakasına hayranlıkla bakıyordu üç kişi. Güneşin batışı bir sahil kentindeki kadar fiyakalı olmasa da orada da insanları kendinden geçirmeye yetiyordu. Ardından ip gibi dizilmiş yıldızların dünyaya göz kırpışları ve bugüne kadar herhangi bir barajdan elektirik elde etmemiş bir şehrin ışıkları…

Alkol tadında şarkılar 70’li yılları anımsatıyor. Üç beden var üçü de ayrı efeleniyor. Şirin ile Adem nasıl bilmem ama Ferhat ile Havva ayrı bir dünyada dönüyorlar. Ferhat doğup büyüdüğü toprakların yeşerttiği fidanlardan hiç haz duymasa da Havva bu tepeden bakınca onların güzel olduğunu düşünüyor. Bu yüzden tepeye çıkışta da tepeden inişte de yavaş davranıyor Ferhat. Havva doya doya sevsin diye…

Aşk diyor üçüncü.
Aşk diyor
Aynı havayı soluduğunda
Daha az
Nefes almaktır
Diyor

İç çekiyorlar üçlü bir şekilde.

Üçüncü keşkeleniyor, aynı havayı solusak keşke.
Az nefes alsam
Diyor

Dünün aydınlığında güneş vururken kardelenlere güller kıskanıyor bu kareyi ve bir uçak efsane aşıkların hikayelerini yararak başka bir maviliğe taşıyor Ferhat’ın Havva’sını.

Mercan Dede oturuyor kulaklara sekizyüz ile.
“… İrfan gönül almaktır seferin bitmeden…”

Sevdiniz mi?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

Loading…

0