in

Fethi Bey İle Bir Yolculuk Denemesi Üzerine

I

Fethi Bey,

İçime eğilsen, görür müydün?

Madenimi.

 

II

Ben anladım ki Fethi Bey,

Caminin iç ışıkları sönüp,

Dışarıda ışıklar hala yanarken, anladım ki

Mevzu artık içerisi değil.

Dışarısı, dışarısı ne kadar parlak ve güzel,

İçerisi ne kadar?

Fethi Bey,

Eğilsen görürsün içimi,

Hani maddem öyle göz alıcı değil

 

III

Bu günlerde,

İçim içimi yiyor,

Fethi Bey eğilip bakma.

 

IV

Yüzüm, ah şu yüzüm!

Küflü, yosunlu yüzüm.

O derin bakışların kaymadan yüzümün yosununda, halime acımadan,

Eğil içime Fethi Bey,

Gördüğün bir duvar mı Fethi Bey?

Gururum ile sevdam arasında

 

V

Onu görmüşler Fethi Bey,

Onu yanlış saate kurulurken görmüşler.

Anlatamıyorum…

Bazı sözler çok ağır geliyor dile,

Bu yükle konuşmamı bekleme,

Fethi Bey, eğil bak içime.

 

VI

Sözler devşir bana Fethi Bey

Sakin sözler, bilgece sözler.

Damağım kanıyor susmaktan

Dilim, dişimi ve damağımı parçalıyor.

Konuştur beni Fethi Bey,

Susmak yoruyor,

Susmak, çok kanlı olarak,

Fethi Bey, boynumu büküyor.

 

VII

Fethi Bey üşüyorum.

Dişlerim birbirine çarpıyor.

Taktaktaktak taktaktaktaktak

İçime eğil bak Fethi Bey,

Yenik düşüyorum içimin bir yerlerinde, bul!

Çıt.

 

VIII

Yürek bohçam dağıtılmış Fethi Bey,

İçim mahcup, gelen her misafire.

İçime eğil bak Fethi Bey,

İçimden içime yolum uzun, yetersiz bu çıkın,

Yetmiyor Fethi Bey, yüreğim yetmiyor.

 

IX

Fethi Bey,

İçime eğil bir bak,

Burası gayya kuyusu!

İçimin en masumu yüreğimi taşlıyor,

İçimde hesabım görülüyor

Eğil bak ve şahit ol Fethi Bey,

Kendimi yeyip bitiriyorum.

 

X

Giden ile kalan arasında,

Anlamsız bir el sallamadır veda.

Zarif bir adam tanıdım Fethi Bey,

İçini görmeliydin,

Ben eğildim baktım,

Ben eğildim baktım Fethi Bey,

O giderken yaprak kımıldamadı.

Bir el sallayanı olmadı onun,

Görmedin Fethi Bey, görmeliydin.

 

XI

Son horozlu gün doğumu bu,

Belki son güneş görüşü gözlerimin,

Fethi Bey, bu sabah bir hanımın bedenimin kıyısına bir “merhaba” çıkartmasıyla

Bağımsızlık çabam kanlanıyor.

Morarıyor bedenim,

İçim kanıyor Fethi Bey. Eğil bak.

-Merhaba.

 

XII

Fethi Bey et parçasından ibaret mi yürek?

Anlam lazım diyorum ona, anlam,

Bir yerlere gelince bir şeyleri değiştiren bir anlam,

Hani sahiplenilmişim gibi bir his.

Yürek; iki el arasında, Atacama.

Sıcak bir kum içimde akıyorcasına, şu beni dolanan kan,

Aslında bir gün çekilecek olan urgan,

O gün bedende tutunamayacak can.

Fethi Bey, sen şimdiden eğil içime.

Bak bakalım sadece et parçası mı yürek.

 

XIII

Haykırıyorum Fethi Bey,

Artık konuşmak yok! Haykırıyorum.

Sesim insanüstü,

Bir dünya dili değil bu haykırışım, ilkel.

Fethi Bey içim kopuyor içimden,

Eğil bak

Ve tut.

 

XIV

Fethi Bey eğil içime ve bak,

De bana İsa’m kaç no’lu çarmıhta,

Havarilerim kaç yüzyıl uyuyacak daha,

Hangi dağ ile yürek bağım?

Fethi Bey eğil içime ve bak,

Bak darmadağınım.

 

XV

Aslında fazla içli dışlı olmaya gerek yok Fethi Bey,

Elim ile bağrım arası anlamlı işte

Elim ile bağrım arası, işte şurası.

Yüreğim, yangın yeri,

İçerimi biraz duman basmış olmalı, kusuruma bakma,

Kusuruma bakma, aç içimin bütün zoraki pencerelerini Fethi Bey, acım çekilsin.

Sonra eğil bak her şey yerli yerinde mi?

İçim ile dışım bir mi?

 

XVI

Fethi Bey içimde sıcak bir şüphe gibi akan,

Bu kandan da öte bir şey

Beni durmaya zorlayan,

Beni susmaya zorlayan,

Çöl müdür bu yüreğim,

Kum mudur damarlarımda dolanan.

Ey içime kurulan!

Ey içimin yol bilmez bedevisi,

Ey içimden içime yol arayan, çık aradan!

Sen eğil bak içime Fethi Bey,

İçimin de içlendiğine, sen şahit ol.

 

XVII

Ve son,

Öfkem bir hınç ile bir ihtilal başlatıyor yüreğimde,

Sevdam kanıyor Fethi Bey,

Artık elim kıpırdamıyor, kalem de.

İçim kan ülkesi Fethi Bey,

Olmuyor! Bu çağda yaşanmıyor yürekle

Âdet yerini bulsun, eğil bak içime.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Leave a Reply

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Bir Ölünün Gözlerinde Yaşamak

Bu memleketten gitmek mi lazım? | Volkan Yılmaz