Dijital çağ bizi fotoğraf bombardımanına tutup her şeyi hızlandırdıkça, daha zahmetli ama süreciyle tatmin edici yöntemlere pek çoğumuzun geri döndüğü malum. Analog makinelere, Kodak film rulolarına rağbet hiç de azımsanacak cinsten değil artık. Gerektiğinde Instagram’ı da en gıcır şekilde kullanan ama fotoğrafı bir sanat dalı olarak gören genç bir kitle var. Makineyi alıp Balat’a gitmekle yetinmeyen, bazen de fotoğraf kitapları arasında dolanıp güncel fotoğraf eğilimlerini yakalamak isteyenler için İstanbul’da fazla mekân sayamazdık eskiden. Kurucu ekibinin şevkini üç katlı binasının tamamına sirayet ettiren FiL işte bu açığı kapamaya aday. Sade tasarımıyla içine girer girmez sizi ferahlık hissiyle dolduruyor burası. Rafları dolduran fotoğraf kitapları da tasarımı perçinleyerek mekânın karakterini tamamlıyor.

Bilgi Üniversitesi’nde fotoğraf tarihi ve çağdaş fotoğraf dersleri veren Cemre Yeşil’in başını çektiği ekip, burayı Karaköy sokaklarını tıka basa dolduran diğer kafelerden ayırt edecek şeyin sıkı bir barista -ki o da burada mevcut- olmadığının farkındalar. FiL’in asıl cevheri, geniş fotoğraf kitabı arşivi. Cemre, kütüphaneyi oluştururken kendi tutkularının rehberliğini izlemiş. İşin içinde tutku olunca, yapılanlar çabucak karşılığını buluyor elbet. Kafeye beraber adım attığımız New York’lu bir fotoğrafçı arkadaşımız, buralarda bulamadığı Alec Soth kitabını görür görmez, elini sayfaların arasından ayıramıyor, sonra da kitabı almaya karar veriyor. Bir başka arkadaşımız, Walter Benjamin’e ayrılan özel rafa takılıp kalıyor. Tüm bunlar olurken, tezgâhtan gelen kahve makinesi sesleri, taze meyve sularıyla keklerin kokusu, FiL’in bizi mutfağıyla cezbetmeye çalışan Karaköy mekânlarından da aşağı kalmayacağını müjdeliyor.

Henüz çağdaş sanat dünyasına ismini ezberletmemiş genç fotoğrafçıların kitaplarına verdikleri önem, üst katlarındaki atölyeyi İstanbul’un fotoğraf camiasının kalbinin attığı noktalardan biri haline getirme arzuları ve de tüm disiplinler arası çalışmalara açık yaklaşımlarıyla heyecanlarını bize de geçirmeyi başardı FiL ekibi. Fotoğrafa meraklı herkesin yolunun burayla bir gün mutlaka kesişeceği muhakkak. FiL’in minimalist mimarisiyle uyum içindeki kitap raflarında yalnızca birbirinden cezbedici fotoğraf kitapları yok; Bruno Munari gibi efsane tasarımcıların imzasını taşıyan nadide çocuk kitapları da meraklısını bekliyor. Sanat atölyeleri için mekân arayanlar FiL’in adını bir kenara not etsin. Sahipleri fotoğraf âşığı olduğu için fotoğrafçılara iltimas geçebilirler, ama hayalleri burayı sanata gönül vermiş herkesin uğrak noktası haline getirmek. Binanın ikinci katında, iki ip salıncak karşılıyor sizi. Elinize bir fotoğraf dergisi alıp karıştırmak ya da karşılıklı huzurla salınırken ristretto’nun yanında kek, kruvasan ya da kurabiye atıştırmak için ideal.

 

Ali Paşa Değirmeni Sokak 1/1, Beyoğlu
İstanbul