Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

Fotoğraflarla kavga edilmez. Çünkü yenilmeniz kaçınılmazdır. Veresiyesiz bir mağlubiyettir, peşin çalışır. Canınızı  yakabilir. Düğme dikerken birden parmağınıza iğne batması gibi bir yankı. Hüzünlendirir, radyoda Neşet Ertaş’ın “evvelim sen oldun ahirim sensin” dizelerine denk gelmiş gibi. Bir buruk kokar burnunuza hava, askerdeyken annenizin yemeklerinin kokusunu duyar gibi. Ağlamasanız bile gözleriniz nemlenir en kötü. Gözlerinizin yaşarmasına sebep olan şey ise fotoğrafın içinde olanlara özlem duymanızdır. Tam da o anı hatırlarsınız, o günü…Derin bir iç çekersiniz. Özlem duyduğunuz şeyler ya eksiktir şu an hayatınızda ya da kaybolmuştur tamamen. Bunu bilir ve içlenirsiniz. Eksikliğini, yokluğunu hissettiğiniz şey annenizdir  belki ya da saç örgüsü, artık iyice  eskiyen Philips ütüsü, mor işlemeli baş örtüsü… Babanızdır belki ya da kahverengi ceketi, belki de pos bıyıkları, sizi öperken yüzünüze batan bıyıkları…Kardeşinizdir, kırmızı pabuçları, misketler için kavga ettiğiniz, bisikletinizi paylaştığınız kardeşiniz… Dedenizdir size cebinden şekerini eksik etmeyen, ikindi namazına giderken önünü kesip demir paralar aldığınız dedeniz…Tekir kedinizdir, beni ısıracak diye korktuğunuz, aslında sizinle oynamaya çalışan köpeğinizdir…Tahta arabanız, bez bebeğinizdir, ahşap merdivenli eviniz, elma ağaçlı bahçenizdir sizi hüzünlendiren… Umarım yeterince hatıra biriktirmişizdir ve doyasıya sevmişizdir çevremizdekileri. Çünkü insan geç kalmakla, geçmişi üzmekle meşhurdur…