in

GEMLİK VAPURU

Bir veda daha yazıyorum tozlu sayfalarına ömrümün. Gülhane’ nin ceviz ağaçlarına el sallayarak, annemi evin önünde, elindeki su dolu tası dökmemeye ikna edilmiş halde, tamamlanmamış cümleler içinde bırakarak gidiyorum. Sözlü bir veda yok, dilimde hiç veda yok. Veda iki gözümün çiçeği, veda göz yaşımın buharı…

Yetiştim kaptan, yetiştim. Ne yorgunum ne de bitkin. Deli bir kan akıyor damarlarımda. Bir yırtık gömlek, içimde beyaz atletim, içinde bıçkın bir Ali. Meteliğe kurşun, polise taş atan Ali Efe… Bugün Gemlik isimli vapurun tek göz kamarasında yolculuk edecek benim.  

Bir şiir geçiyor aklımdan daha iskeleden gemiye adım atmadan. ‘Artık demir almak günü gelmişse zamandan, meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan’… yolcusu çok bir geminin, yok bir köşesinde yolculuk edeceğim için mısranın devamına dur diyerek atıyorum adımımı içeriye. Hoşgeldiniz, sizi en güzel manzara ile seyahat ettireceğiz, hiç merak etmeyin diyerek önümde eğiliyor geminin direkleri. Gemiye bindiğimden haberleri olsa eminim direkler bile dile gelirdi.

Ne Nevbahar’ ın gülüşünde aklım ne de oğlum Osman’ ın baba deyişinde. Hepsinin ötesinde annemin şefkat, merhamet, sevgi akan bakışları. Ağlamaktan nasır tutan yanakları, kızıl bir gün batımı gibi artık beyazı görünmeyen gözleri. Aklım annemde işte. Ben Ali Efe, bir tek annem bilir bu gemideki yolculuk sebebimi. Annem oğul dediğinde durur akan sular.

Demir almaya hazırdı Gemlik vapuru. Daha ben yetiştiğimde hazırdı. Yine de bekliyorduk limanda. Vakit çoktan geçmiş olsa da. İskeledeki ayak sesleri susmuş, fırtına öncesi bir sessizlik kaplamıştı ortalığı sanki. Kamaranın tek penceresinden önce tek gözümü, sonra başımı uzattım dışarıya doğru. Ne göreyim, annem iskelenin ahşap merdivenlerinin başında dimdik  duruyor. Bir sağa bakıyor bir sola. Beni arıyor belliki. Etrafı iyice bir kolaçan ettikten sonra başımı biraz daha ileriye uzatıyorum. Annem hemen seçiyor beni ama yine de yavaş atıyor adımını dikkat çekmemek için. Annem benim, dünyanın bilmediğini bilir, düşünmediğini düşünür. Usulca yaklaşıyor, hiç ses etmeden elini uzatıyor. Avucuna yumduğu beyaz mendili tutuşturuyor elime. Üç reşat altın içinde. Varını yoğunu getirmiş bana. Annem benim, oğul diyor yine, dünya duruyor. Vapur düdüğünü çalıyor aynı anda. Sanki bu teslimatı bekliyormuş gibi koca gemi, demir alıyor elimden ayrılınca annemin eli.       

Kamarada dört kişiyiz. Hepimiz kaçak, hepimiz gizli işler peşinde, hepimiz biraz deliyiz. Sadi, Murat ve Bahri. Hepimiz evimizden çıktık da nereye gireceğimiz şüpheli. Kimse birbirine bakmadı önceleri. Kimimiz ayaklarına, kimimiz bir köşeye, birimiz tavana, birimiz camdan dışarıya baktı. Belki de hiçbirimiz cesaret edemedik hikayeyi anlatmaya. Ali Sadi Murat Bahri, sonu gelmeyen bir İspanyol ismi gibi, dört kişilik bir yalnızlık içinde seyahat ettik tam iki gün boyunca. Önce herkes kendi yemeğini yedi, kendi nefesini dinledi. Sonra erzak azaldı ve nihayet göz göze geldi yoldaşlar. Bahri Selamın aleyküm dedi, Murat merhaba, Sadi kalimera, ben eyvallah. Aç kalmanın fiziksel zuhurunu yaşamadan, sadece düşüncesi ile birbirimizin ses rengine tanıklık ettik. Erzak azalmasa belki birbirimize sırtımızı dönüp, tenimizin rengini bile bilmeden kendi yolumuza gidecektik.

Yine de çok konuşmak gelmiyordu kimsenin içinden. Çok birikmiş bir yorgunluk vardı üzerimizde. Bu kadar yorulmadan, sonuçsuz bir yolculuğa çıkmazdı zaten kimse. Bahri ayaklarına bakmayı ve kendi kendine söylenmeyi tercih ediyordu. Murat tavanın köşelerini sayıyordu. Sadi gözlerini tek bir köşeye dikip hayallere dalıyordu. Ben her fırsatta uzanıp pencereden denize bakıyordum. Deniz hiç bitmiyordu.

Gemlik Vapuru’nda üçüncü ve son günümüz de benzer şekilde geçti. Sadece kalan ekmek, zeytin ve peyniri bölüşüp yedik. Çok söze gerek olmadı. Yoldaş dedik, yolculuğu paylaşan, aşını da paylaşır. Yazısız bir kuraldır.

Son liman göründü. Gemlik Vapuru son düdüğü öttürdü. İskelede tanıdık bir telaş başladı. Biz birbirimize baktık. Bahri Allaha emanet dedi, Murat hoşçakalın, Sadi Ya su, ben eyvallah.

Gülru Melisa Çelik

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

İNTİZAR

Cihan-Feza –Yörünge