Ekmek kazanmaya gelmiş gibi
Ellerinin derin çizgileri
Sevdasına düşüyor
Kiminin düşleri
Uçsun düşüşlerimiz
Kanatları parça pinçik güvercinle
Bakma güvercinlerle selam verdiğime
Kuru simite yalvaran
Ağzı kokulu martıyı sevdim hep
Bakışta hüznü zan etme
Kalemden düşüşleri
Bir yağız delikanlı
Omuzlarında
Sigara denen
Lanetin dumanı
Hey! Ben
Kaybettiği, yırtık yerden
Bakışta
Eyleme! Verme sitem
Devrinde yağmurlar dahi lekeli
Issız ormanların gerisinden
Uykuşuk
Bir iç geriş
Aldanıp omzun genişliklerinden
Köz besle
Çekinmiyor defterin kemikleri
Anı yitikten
Süzülüşü göğüste
Bir perçem
Çokluktaki yokluğun
Aynadaki sülieti
Hep dünyayı düşünen babalardan
Bağrı yağızlar da doğuyor hasrete
Şöyle karmakarışık
Harmandan yeni çıkık…
Ellerinde akşam
Ender’inde aksan
Taşkın dereden belkin
Aşıyor
Fakhin fıkhına
En değer
Çırpınmadan uçacak sandın ellerimden
Bu kadar çirkinim neticende
Selametine…
Tabiatın resminde
Titrek kız çocuğu
Eteklerine kadar don
Sevdanın dilde raks edişi
Külfetten
Ürkek
İnle gök
Yine damlıyoruz
Yalpalarcasına
His eyle
Hey! İnsanlar nereye?
Lambanın alevi
Eritiyor parmakların
Buz kesen kemiklerini
Yağmuru üzüyor insanlar
Gelip dayanışları damara
Mantarlar bitiyor
Çamların, insan değen yerlerinde
İnsan;
Değdiği her yere
Uçurumlar dikip
Köprüler kuran
Anlam;
Donup uyanamayan.