in

Heybedar nasıl oluştu? Bundan sonra neler olacak?

 

Heybedar’a hoş geldiniz.

Değerli okur ve çok kıymetli yazarlarımız!

Sizlerle ilk bakışmamızın üzerinden 3 yıl geçti. Meselelere geçmeden önce bu üç yıl içinde karşılaştığımız her problemde, bizlerin yanında olduğunuz için çok teşekkür ederim.

Bir hayalin başkalarının hayallerine dahil olarak büyümesine sizlerin sayesinde şahit oldum. Hepimizin bir sancıdan varolduğu gibi, Heybedar da bir sancı sonucu doğdu. Her ne kadar bu sancılar doğumdan çok sonraları devam etse bile…

Dergi çıkarmanın zorluklarından, karşılaştığımız problemlerden çok fazla bahsetmeden derginin nasıl ortaya çıktığından bahsedeceğim, zira o konuya bir başka yazıda değineceğim. 2016 yılında 5-6 kişi başladığımız derginin adını uzun süren bir kararsızlık sonrasında Heybedar olarak belirledik. Başlangıçta ‘’Heybe’’ olarak düşünmüş ve kendimizden de ‘’Heybedar’’ (heybe sahibi, heybeye sahip çıkan) olarak bahsederiz diye düşünmüştüm. Ancak bu ismin daha önce kullanılmış olmasından dolayı isimden vazgeçerek alternatif aramaya başladık. O sıralarda ekibe dahil olanların artmasından olsa gerek bir kargaşa oluştu dergide, özellikle de ismin belirlenmesi mevzusunda. El mahkum bir diktatör olarak üzerime düşeni yaptım ve derginin adının Heybedar olmasına karar verdim.

Hiç kullanılmamış bir kelime olması, ilk etapta alan adının alınması gibi birçok konuda kolaylık sağladı, fakat insanlara heybemizin dar olmadığını izah etmek için epey uğraşmak zorunda kaldık daha sonraları. Bir edebiyat dergisi, gerçek bir edebiyat dergisi çıkarmaktı niyetim. Ne kadar becerebildim bilmiyorum ama çok güzel insanlarla  tanıştım, güzel hikayeler çıktı bu süreçte. 8 sayı, böyle söylediğimizde dile kolay gelse de çok büyük emek istiyor. Ben de bu yolda bunu anladım. Bu yüzden bugün kapanan iyi bir dergiyi gördüğümde üzülüyorum. Çok emek var, gerçekten çok emek var. Her şeyi bir kenarı bırakırsak dahi satılmış derginin parasını bir yıl geciktiren, her sayı komisyon arttıran kitabevleri ile uğraşmak bile ayrı bir insani özellik istiyor. Sabır, çok sabır. O da bende yok. Bu zamana kadar geldiysek de bu diğer arkadaşlarım ve dostlarım sayesindedir. Sümeyra Parmaksız, Ecem Yıldızcan, Hüseyin Gülaçar, Ömer Yahya, İzzet Arslan, Burak Eruluğ, Mücahit Çakır, Esra Tunç, Feyza Kınık, Nevra Yıldız, Zeynep Yaşar, Gökçe Ecem Baştopçu, Ömer Faruk Çetin, Engin Ekinci, İrfan Kurudirek, İrem Yurtman, Merve Çakmak, Kevser Tekin, Melek Rada, Hasan Çıtır, Süheyla Saraç, Efsun Berra, Burak Aktürk ve daha ismini anımsayamadığım onlarca kişi. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Neyse, bu kısma da çok dokunmadan derginin neden artık çıkmadığına değineyim.

Dergiyi farklı şekillerde devam ettirmeye çalışsak da en sürdürülebilir olanı, tercih etmek istediğimi, yazının çeşitli yerlerinde de belirttiğim gibi sürekli ertelemek durumunda kaldım. Nihayet kullanacağımız son sisteme karar verdim. Karar verdim diyorum çünkü artık derginin yayın yönetimini tekrar devraldım. Benim dışımda içerikle ilgilenen isimler olsa da şu sıralar kararları tek başıma almak zorundayım. Zamlarla sobelendiğimiz şu günlerde, bir belirsizliğin ortasında öylece çırpınıp enerjimi, daha doğrusu kendimi tüketmeyi yanlış buluyorum. Bu yüzden matbu yayın meselesini bir kenara bırakıp her şeyi tamamen dijitale taşımaya karar verdim. Farklı modelleri denemeye koyuldum. Fark ettiğiniz gibi Heybedar son bir yıl içinde birkaç defa tasarım, şablon vs. her şeyiyle değişti.

 

Dijitalde Heybedar’ın artık bir edebiyat dergisi olarak değil, bir ‘’metin paylaşım platformu’’ olarak devam etmesinden yanayım. Çünkü tam anlamıyla bir edebiyat dergisi çıkarmak, gerçekten o kadar basit bir mesele değil. Bu yüzden edebiyat dergisi demek istemiyorum, bir makroblog diyebiliriz. Farklı kafalardan çıkmış, kaliteli metinlerin yayınlandığı, yayınlananın ne kadar kaliteli olduğuna okurlarının ve diğer yazarlarının karar verdiği bir platform olsun istiyorum Heybedar’ın. Bahsettiğim bu sistemin çok daha yararlı olacağını düşünüyorum. Yazarların birbirlerinin metinlerine yorum yapabildiği, eleştirebildiği ve çeşitli konularda rahatça tartışabildiği özgür bir ortam olmasını istiyorum Heybedar’ın. Tabi kurallar dahilinde. Sitenin yayın politikasını, kullanımı ve kurallarını da önümüzdeki günlerde yayınlayıp sizlerle üzerinde konuşacağız.

Benim ilk günden beri gerçekten canımı sıkan ve çözmek için çok fazla kafa yorduğum problemlerden bir tanesi telif meselesiydi. Şimdi bir dergi veya yayın -yayın diyelim çünkü gazete ve siteler de dahil bu söylediğime- yazarına telif ödeyebilmek için ya çok satıyordur, reklamdan veya satıştan bir kar elde edip bunu yazarla paylaşıyordur -ki en yaygın olan bu- ya da sponsorları vardır. Yahut, bir fon tarafından destekleniyordur, yine bu şekilde yazarlarına ücret ödüyordur. Heybedar için bu bahsettiklerimin hiçbiri mevcut değil. Tamam, yazarlarımız da sağ olsunlar telifsiz yazıyorlar ki birçoğu yeri geldiğinde bakın bir sıkıntınız varsa destek olalım mealinde mesajlar atıyorlar, eyvallah. Ancak iyice mahçup oluyoruz.

Buna bir çözüm bulalım diye söylenirken iki farklı seçenek oluşturdum. Ya yazar bağış sistemine geçeceğiz, okurlar takip ettikleri yazarları Patreon hesapları aracılığıyla destekleyecek ya da siteye reklam alacağız ve bunu yazarlara görüntülenme oranına göre paylaşacağız. Hiç olmamasındansa iki seçenekte mevcut şartlar için mantıklı geliyor, neticede bir şekilde bu insanlar emeğinin karşılığını almalı. Şimdilik bu meseleye bir virgül koyalım burada ve twitterdan bu konuyla alakalı  görüşelim, fikirlerinizi bekliyorum. Sizlerle de görüştükten sonra kararı yine derginin sayfasından paylaşacağım.

Gelelim haftanın son meselesine, yani eser alımına! Yayın politikasını  tüm detaylarıyla yayınlayacağız ancak eser alımını açtığımız için kısaca bahsedeyim.

masa.heybedar.com’a kaydolduktan sonra referans yazılarınızı yüklemeniz gerekiyor.

Yazınız onaylandıktan sonra gösterime alınır.

Yazınızın en hızlı şekilde gösterime girmesini istiyorsanız Türkçe karakter kullanımı, yazım, noktalama, paragraf kullanımı gibi en temel ve basit kurallara dikkat etmenizde fayda var.

Çok fazla hata içeren yazıların direkt olarak sistemden silineceğini de belirteyim!

Her hafta 25 yazar ve 3 editör alımı yapacağım. Tüm yazılara olumlu veya olumsuz geri dönüş yapacağım, fakat yoğunluktan dolayı yapamayacağım durumlar olursa şimdiden özür diliyorum. Yazınız o hafta gösterime alınmadıysa, site içinden yazı işlerine mesaj atarak sorabilirsiniz, ki eğer yazınız yayınlanmadıysa ya reddedilmiştir ya da sonraki hafta için bekletiliyordur. Bunun için yazı işlerine mesaj atarak yazınızın durumunu öğrenebilirsiniz.

 

Konuşacak, söyleyecek çok şey var fakat bu haftalık burada noktalayalım. Bu şekilde Heybedar ile alakalı yazıları haftalık olarak yazmaya çalışacağım. Bunun ilk yazı olması ve gündemimizin yoğunluğundan dolayı biraz karmaşık, yorucu bir yazı olmuş olabilir. Sabrınız için teşekkür ediyor, müsaadenizi istiyorum.

Mustafa Buğur | heybedar yayın yönetmeni

 

Sorularınız için bu metne yorum bırakabilir ya da twitterdan ulaşabilirsiniz. Hoşçakalın.

Sevdiniz mi?

Avatar

Yazar heybedar

Heybedar Dergisi Yazı İşleri

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Bir Lahza | Kaan Murat Yanık

Neriman’a Eylül Mektubu | Şuayip Teymur