in , ,

İnanmak ve Yürümek

İnanç, esasında bir düşünceye gönülden bağlı olma durumu. Eh, bir işin içerisinde gönül varsa, epey bir derinliği de var demektir.

Hayatımız da tam olarak inanç üzerine kurulu zira dinî bir inanışa sahip olmak ölümden ötesinde bir sonsuz dünya için bu inanış sistemine kendimizi teslim etmek – teslim etmediğimiz de oluyor fakat teslim etmemizin gerektiğinin bilincinde olarak yaşıyoruz- çok özel ve çok büyük bir durum. Sonra dünyaya dair hayallerimiz var, bu hayallere inanıyoruz. Hâsılı inandığımız ölçüde yaşıyoruz ve yaşıyorsak yürüyoruz. Kendimden yola çıkarak şunu söylemek istiyorum -başkasından yola çıkamam değil mi? Şairin dediği gibi “kim kimin derinliğini görebilir? Hem hangi gözle?- yazar olmak gibi bir hayale inandım, yaşıyorum dedim ve yürümeye başladım. Neredeyse her şey ters gitti, tüm girişimlerim başarısız oldu. Zaman zaman ‘yeter artık’ demeyi geçirdim aklımdan, bu konuda dostlarla konuştum bana moral vermeye çalıştılar, sağ olsunlar. Fakat inanç öyle bir sistem ki, kimsenin verdiği moral işe yaramıyor, hiçbir söz kifayet etmiyor. İşte bu noktada devreye yürümek giriyor, kendi kendime düşünüyorum; bir başkası bu yolda yürümemi istediği için mi yürüyorum, yoksa inandığım için mi? Ve cevap veriyorum; inandığım için. Son tahlilde, başarılı olmak için değil yürünecek bir yolum olsun diye bu yola çıktığımın idrakine varıyorum.

Dostların verdiği moral değil, kendi inancımız bizi yerden kaldırır derken ‘dostların vereceği morale ihtiyacımız yok’ demeye çalışmıyorum, dostların verdiği moral olmasa kendimizi sorgulamaktan aciz kalırız demek istiyorum. Yol bizde; tökezlemek hak, düşmek helal.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Yazık

Yılmaz Erdoğan ile Öğrence | 1. Bölüm