in

Kalbiniz Nur,Haneniz Huzur Dolsun Cadılar Bayramınız Kutlu Olsun

Tarihsel ve toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan her türlü değerlerle bunları kullanmada, sonraki kuşaklara iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların tümü ‘’kültür’’ kelimesinin sözlük karşılığıdır. İngilizce cultivation sözcüğünden doğmuş bir kelimedir. Aynı zamanda doğaya hakim olmadan gelen, toplumlarda paylaşılan ve ayırt edici olan özelliklerin tümü olarak ele alınabilir ki Marx şöyle der ‘’ kültür doğanın yarattıklarına karşı, insanoğlunun yarattığı her şeydir’’.

Kültürün toplumları yansıtma yelpazesi özelden genele yahut genelden özele doğru indirgenebilir. Nasıl? Türk toplumu ki burada bahsetmek istediğim üzerinde yaşadığımız vatanın genel görünüşüdür. Ülke dışından bakıldığında Türk kültürü şunu, şunları barındırırken, olaya kendi içimizden baktığımızda neredeyse vilayet vilayet kültür farklılarını görür, daha da detaya indiğimizde aynı vilayetin farklı farklı ilçelerindeki kültürün birbirinden başka yorumlandığını görebiliriz. Her birinin birbirleri ile çatıştığını söylemek ise kaçınılmaz gerçek. Bunu üniversite yurtlarında kalan, askerlik yapan, memuriyet için farklı illerde görevini icra eden ya da yerli turist olarak ülkenin çeşitli yerlerini dolaşan herkes rahatlıkla analiz etmiştir. Tabi bu söylediğim sadece yaşayış biçimlerimizle ilgili bir cümle oldu, ama aynı çeşitliliği bölgelerin, şehirlerin, ilçelerin, köylerin mimarisi için, dilleri, ağızları, şiveleri için, din ve inanışları için, gelenek ve görenekleri için, sanatları için, dünya görüşleri ve tarihleri için de söyleyebiliriz.

Peki bize  geçmişten günümüze aktarıla aktarıla miras bırakılan kültürümüze sahip çıkabildik mi? Sahip olduğumuz tarihsel bilincimiz hala yerinde mi? Yoksa kendi aslımızı unutup başka toplumların değerlerini benimseyip, kendi kültürümüzde bozulmalara mı yol açtık? Bu soruların cevabı aslında kafamızı çevirip baktığımız hatta çevirip bakmadığımız her yerde var. Belki bir televizyon ekranında, belki bir mağazanın isim tabelasında, belki çocuğumuzun süper kahraman kıyafetinde, belki tamam demek yerine okey demeyi tercih ettiğimiz dilimizde…Her yerde örneklerini verebileceğimiz muazzam bir etki altındayız. Ancak kim olduğunu unutmak ve ne için yaşadığımızın bilincini kaybetmek, gelecekte bizi iyi bir geleceğin beklemeyeceğine dalalettir. Kültürlerin birbirinden etkilenip, benzer özelliklerini alıp kendine ulaması olağandır, ancak kendi kültürümüze uyup uymadığına bakmaksızın başka toplumların kültürünü benimsemek bir nevi bağnazlık olacaktır.

Ben sadece geçen hafta ülkemizde de belirli bir çevre tarafından kutlanan ‘’Cadılar Bayramı’’ndan konuya değinmek istiyorum. Cadılar Bayramı aslında kökeni paganizme dayanan, Samhain olarak bilinen bir Kelt toplumu festivalidir. İşin dayandığı nokta tarım haşatıdır aslında. Keltler ürün veriminin az olmasının sebebini cinayet ile ölenlere, dünya işlerini tam tamamlayamadan ölenlere ve hayatlarını günahkar olarak yaşamı olanlara bağlarlar. Bu kişilerin ruhları 31 Ekimde dünyaya gelerek insanları lanetlerlermiş, yaşayanlar da onları korkutmak için korkunç kıyafetler giyinip, korkunç figürler kullanıp onları korkutmaya çalışırlarmış. Yani anlayacağınız günümüzde de hala devam eden bu değişik kostümlerin kökeni bu duruma dayanıyor. Roma dönemi ile Avrupa’ya geçiş yapan bu kutlamanın en cafcaflı yaşandığı yer ise Amerika. Avrupa’da resmi olarak kutlanmamakta, hatta protestan Hristiyanlar bu kutlamaya karşı çıkmaktadır. Çocukların çeşitli kıyafetler giyip evlerin kapılarını çalarak ‘’şaka’’ mı yoksa ‘’şeker’’ mi diye sordukları, yetişkinlerinde onlara çeşitli şekerlemeler yahut harçlık verdiği bir eğlencedir. Bir dini ritüel gibi algılansa da şu zamanda sadece eğlence için yapılan bir aktiviteden başka bir şey değil görüldüğü üzere.

Dini bir ritüel de olsa sırf eğlence için de olsa bizim kültürümüzün çok çok dışında bir kutlama Cadılar Bayramı. Popüler kültür referansı, zorlama mizah ve sırıtan tipler. Tüm toplumun bunu kabullenmesi elbette zor, en başta da ifade ettiğim gibi her bir köşesinde farklı kültürleri barındıran ülkemizde isim vermek yanlış olacağından üstü kapalı söyleyeceğim, bir şehrimizin herhangi bir semtinde bunu kutlamanız sırıtmayacakken, aynı şehrin diğer bir semtinde o kıyafetlerle gezersen dayak bile yeme potansiyelin var. Peki bu bir kültürel yozlaşma belirtisidir diyebilir miyiz? İrili ufaklı kendi çevrenizde bile yorumlara başvurduğunuzda az çok konunun nabzını tutabiliyorsunuz. Cevap ekseriye ‘’kutlamıyorum, bizim örfümüzde, geleneğimizde yeri yok’’ oluyor. Tabi bununla yetinmeyip kutlayanlara da laf sokmaktan geri durmuyoruz. Bu yaftalama işi genelde muhafazakar kesimin yaptığı bir şey gibi gözükse de, bu konuda hiç öyle değil. Adidas eşofmanlarını altına çekip, bir çok yabancı kelime kullanarak gününü geçiren bir bireyin cadılar bayramını eleştirmesi ne kadar doğru. Ya da Ramazan Bayramında, köydeki bir tarla için kavga edip bayram günü bile küs duran iki kardeşin cadılar bayramını eleştirmesi ne kadar nesnel olabilir. Elinin amerikasının bayramını kutluyoruz diye atıp tutan adam kendi bayramını ne kadar sağlıklı kutluyor. Bu konuda toplumu samimiyetsizlikle suçluyorum. Biz çalışıp üretiyor muyuz, müreffeh bir toplum olabilmek için vatanımıza, milletimize ne katıyoruz. Eleştirmekten, çatışma çıkarmaktan, kutuplaştırmaktan başka ne yapıyoruz. Eğlenceli mi buluyor vatandaş bu cadılar bayramını, bırak bildiğini yapsın, sen sevmiyor ya da müdahil olmak istemiyor musun, peki katılma ve kutlama bu kadar basit. Bırakın eğlenmek isteyenler eğlensin. Kimseye karışmamak sosyal bir refleksimiz olsun, olsun ki aradığımız huzuru bulalım, anlaşabilmenin, geçinebilmenin önündeki engeller kalkmış olsun böylece. Kültürümüzü oluşturan bir sürü unsur varken sadece yaşayış biçimi üzerinden bir şeyler şekillendirmeye çalıştıkça batıyoruz. Gittiğin bir Marvel filmi cadılar bayramından inan daha fazla yozlaşmaya sevk eder seni, bilmem ne platformundan izlediğin bir amerikanın yapımı dizi de öyle. Yediğin fastfood da bir kültür. Bir şeyleri merak ettiğinde baş vurduğun arama motoru Google da başkasının, teyzenin kızının profil fotoğrafını beğendiğin Facebook da onların, dolayısıyla bu kültür emperyalizmi ile baş edemezsin. Artık küresel iletişim şekilleri var. Etkileşim kaçınılmaz hal alıyor. Bunu engellemenin mümkünatı olmadığı gibi engellemeye kalkıştığımızda çatışma ve dolayısı ile huzursuzluk ayyuka çıkıyor. Değişim tarihten beri süregelmiştir. Değişim tehlikeli değil benliğini unutmaktır tehlikeli olan. Ve yapmamız gereken bunu unutmamak. Nereden nasıl geldiğimizi unutmamak, yoksa eklentiler olacaktır, hep olmuştur. Mevcut kültürümüzde böyle miras kalmadı mı bize. Çeşitli coğrafyalarda ayrı ayrı var olup  bir mozaik olmadık mı?

Bu vesile ile cadılar bayramınızı kutlar, büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim!

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

Daniel KEYES – Algernon'a Çiçekler