in

Karanlıkta

Sen yazıyor musun?

Evet.

Ne yazıyorsun.

Düşündüğümü.

Ne düşünüyorsun ki yazma ihtiyacı duyuyorsun.

Aşkı. Aşkı düşünüyorum ve evrende bir şeyler oluyor ki dünyaya ya yazıyla geçiriyorum. Evrende olan biten ne varsa.  Ve yazmayı bırak biz yiyip içiyoruz bile.

Yemek içmek çok ilkel değil mi?

Size göre ilkel bize göre ihtiyaç.

Siz nasıl iletişim kurup bilişim sağlıyorsunuz ki ve en önemlisi uzayda uzam sız nasıl ilerliyorsunuz.

Bizde yemek içmek yazmak okumak ve de inşa etmek yoktur.

Biz iletişimsiziz karanlık maddeyiz.

Işık söner elektrikler gider ya siz iletişimsiz düşer bilişimsiz kalırsınız ya biz o zaman var oluruz.

Biz karanlık siz karanlıkta beynimizsiniz.

Siz en çok bizle kendinizle, yüreğinizle iletişim kurarsınız.

Biz karanlık olsak da sizi sizlerle sağlarız.

Evrende kimseyi aramayın sizden başka kimse yok.

Varsa size dâhil olur.

Biz karanlık bile size dâhiliz.

Başka bir yerde de uzayın başka galaksisinde bir yıldız sisteminde başka bir gezegende bir yaşayan da olsa size dâhil olur.

Orada da biz, karanlık varız. Yüreğiniz varız.

Yanlış anlamayın biz karanlık maddeysek sizinle karanlığız sizin aydınlığınızla beyniniz bizim yüreğimiz. Siz yüreğinizi kalbiniz görürsünüz ama başka bambaşka tanımlarsınız.

Biz karanlık gibi yüreğiniz hem var hem olmayan şey gibi.

Bizimle ya yüreklisiniz ya bizsiz yüreksizsiniz.

Ve ilginç olanı nasıl iletişim kuruyoruz şu an ve en karanlık yerde misal bir ormanın içinde bir birinizi kaybetmişken nasıl iletişim kuruyorsunuz kendinizle. Yüreğinizle bizle iletişim kuruyorsunuz. Bir nevi iletişimsiz iletişim.

Düşünmekle.

Düşünmekte öyle sanıldığı gibi bir maddesel durum değil. Bir an durmaktır düşünmek. Yürürken durmak bir şeyi hayal ederken durmaktır. Tıp. Bir nevi tıp bayramı karanlıkta hep bayram var.

Bayram gelir ya o beklediniz an biz, karanlık gelir ve bir birinizi bayram tebriki ile aydınlatırsınız. Mutlu olursunuz. O an siz bizim beynimiz olursunuz.

Dur karanlık var!

Bir düşünce bir fikir köprü at öyle geç.

O an ölüm anıda böyle bir şey.

Durursunuz.

Bir düşünce bir fikir atamaz bir ışık görürsünüz oysa o ışığınız kendi ışığınızdır.

Bizim tarafa karanlık tarafa geçmişsinizdir.

Böyle mi olacaktı karanlık alçak kara… Ölümle mi bitecekti diyaloğumuz.

Ne sandın karanlığımın bir cürüm ışığı kömür mü sandın beni.

Yakasında ısınasın.

Sen yaz!

Ne kadar yazarsan da yaz beni incitemezsin.

Pişman olup yaksan bile bana yakarsın kendini.

Işıkta okursun ama benimle yazarsın.

Işıkta, beyaz bir kâğıda yazarsın. Yoksa kara, siyah bir kâğıda benimi çizersin. Resim çiz bari.

Sen beni düşün ve yaz.

Sen ki bir dilekçe hatta bir not bile yazamasın ama benim sayemde ilham olur yazarsın. Hadi imla ve yazım kurallarına dikkat et çelme takmayım sana.

Ağzın burnun kara olmayayım birde kan akmayayım hayatına boğmayayım seni.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

Yazar

Yazar Naki Aydoğan

07.03.1968 yılında Sivas'ın Divriği İlçesi Ürük Köyünde doğmuşum. Babam sarı sayfalı defterine doğum tarihimi not etmiş. Ama kütüğe kayıt olduğum tarih 03.04.1969 dur. Basat bir çocuk basat bir öğrenci olarak içine kapanık büyüdüm. Ve kendi başıma yalnızlığım olan düşünme, düşünceli duruşum ve eylem kararsızlığım hayata mahcup yetişmeme neden oldu. İçimde büyük mücadele vererek karakterimi ele arak mizacımı tanımlamaya çalıştım. Yoğun gazete ve kitap okumalarım sonucu yazmaya başladım ve dünya ifademi bulmaya başladım. Okur ve yazarım. Bir çok işlerde bulundum genel olarak işçi olarak tanımlarım. Kendimi şu anda bir devlet kurumunda memur olarak çalışmaktayım. DMO Eskişehir Bölge Müdürlüğünde Bilgisayar İşletmeni Kadrosunda çalışmaktayım. Bir kızım var ve şu an bekar yaşıyorum Eskişehir'de.

Bir cevap yazın

GIPHY App Key not set. Please check settings

BENİ UNUTMA

Birer Hiçler Sofrası