in

GüzideGüzide

M. Fatih Kutlubay ile Röportaj: ”Öykü benim için bir kaçış odası”

Öncelikle kendinizden biraz bahseder misiniz? M. Fatih Kutlubay kimdir? Neler yapar? Nasıl biridir?

Merhabalar. Otuz yıla yaklaşan bir hayatım var. Bu hayatın büyük çoğunluğunu doğduğum yerde, Çukurova’da geçirdim. Hukuk eğitimi aldım. Okuyorum, yazmaya çalışıyorum. Dünya telaşından sıyıracak ne varsa ona koşuyorum.

Öykü sizin için neyi ifade ediyor?

Burada büyük laflar edemeyeceğim. Öykü benim için az evvel söylediğime paralel olarak bir kaçış odası. Mutluyken de mutsuzken de orada kendime bir alan açıp sığınıyorum.

Yazma serüveniniz ne zaman ve nasıl başladı?

Uzun süredir okuyordum fakat yazma sürecim o kadar eski değil. Fakültedeyken yazmaya başladım. Mezun olup kafamı toparladıktan sonra da bir yazma disiplini edindim.

Neden öykü? 

Başka hayatların da mümkün olduğunu gösterdiği için.

Sizce bir insan sonradan öykü yazmayı öğrenebilir mi yoksa bu tamamen doğuştan gelen bir yetenek midir?

İnsan öykü yazmayı sonradan öğrenebilir. Bunun için asgari bir yazınsal ve kültürel belleğe sahip olunması yeterlidir. Her iş gibi öykü yazmak da emek istiyor. Doğuştan gelen yetenek iddiası ile yazılmış ve edebiyat tarihinde yer edinmiş bir eser ben hatırlamıyorum. Emek ve tahkiye gücünün birleşmesi ile iyi öyküler çıkacaktır.

Yeni bir öykü yazmaya başladığınız zaman o öyküyü bitirmeniz ne kadar sürüyor?

Önceleri bir öyküyü bir yahut iki gün içerisinde yazıp ortaya çıkarırdım belki de biraz acelecilikle. Şimdi bekliyorum. Bazen on günü buluyor.

Kitap çıkarmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında bu kararı alarak öykü yazmaya başlamadım. Sadece yazıyordum ileriye yönelik bir planlama yapmadan. Sonradan öykülerimin az çok kabul gördüğünü düşünmeye başlayınca bir kitap bütünlüğü ile karar verip yazmaya devam ettim. Ortaya bir dosya çıktı.

Yazmak isteyip de yazamadığınız zamanlar oluyor mu? Tabir-i caizse tıkandığınız, kelimeleri bir araya getiremediğiniz süreçlerden geçiyor musunuz? Bu durumu nasıl aşıyorsunuz?

Yazma arzusunun doruğa ulaştığını hissetmeden bilgisayarın başına oturmuyorum. O yüzden çok fazla yaşamadım bu sıkıntıyı.

İlhama inanıyor musunuz yoksa yazmak için disiplinli bir şekilde çalışılması gerektiğini mi düşünüyorsunuz?

Az evvel belirttiğim gibi emeğe ve çalışmaya inanıyorum. İlham yerine de öyküye başlayacak fikri koyuyorum. Çıkış noktası da diyebiliriz. Onu yakaladıktan sonra iş kolaylaşıyor.

İdolünüz olan bir yazar var mı?

Birçok ismi severek okuyorum. Eşrefoğlu Rumi Hazretleri, Mark Twain, John Steinbeck, Borchert, Haldun Taner, O.J. Vijayan, Yücel Balku, Yunus Develi… Liste böyle uzar.

Yazarken sizi zorlayan şeyler nelerdir? Yarattığınız karakterlerle anlaşamadığınız oluyor mu?

Kafamdaki kurgunun dışında çıkmak zorunda kalmak beni oldukça zorluyor. İskeleti oturmuş bir öyküye, tam yazarken aklıma gelen sebeplerden dolayı müdahale etmem gerekiyor ve o durumda işler oldukça çıkmaza giriyorKarakterlerle ilgili de bu noktada sorun yaşıyorum.

Öykülerinizdeki karakterlere verdiğiniz isimleri rastgele mi seçersiniz yoksa bu isimler yakın çevrenizdekilerin isimleri midir?

Rastgele veya bir yakınlıkla belirlemiyorum. Karakterin tipolojisi ve içinde yer aldığı öykünün atmosferi ile sosyolojisi bu isimleri belirliyor.

Yazarken nelere dikkat edersiniz?

Yazdığım moda uygun bir şeyler dinlemeye çalışıyorum.

Öykü yazan gençlere bir öneriniz var mı?

Kendime de dâhil olmak üzere dinlemek isteyen arkadaşlara şu konuda salık vereyim: Bir tür üzerine geniş ve uzun uzadıya okuma yapmadan yazmaya girişmek zararlı bir durum. Üçüncü kez emek diyeceğim o yüzden. Türk ve Dünya Edebiyatında öncelikle günümüz öyküsü ile başlayarak mukayeseli olmak üzere türün ilk örneklerinden bugüne kadar kronolojik bir okuma yapmak en doğrusu.

Takip ettiğiniz edebiyat dergileri hangileri?

Post Öykü, Muhayyel, Mahalle Mektebi ve yayın kurulu üyesi kontenjanından Alandayız. 

‘’Her insanın mutlaka okuması gerek’’ dediğiniz bir kitap var mı?

Yunus Emre Divanı.

Sait Faik gibi ‘’yazmasaydım deli olacaktım’’ diyor musunuz?

Diyemiyorum çünkü bu hazza ancak yazmaya başladıktan sonra ulaştım.

Okurlarınıza söylemek istediğiniz bir şeyler var mı?

Misak’ın Aynaları’nın ulaştığı herkesle bir şekilde bağ kurmuş oldum. Yeni bir kitaba başlayacak gücü vermiş oldukları için teşekkürler.

Son olarak, öyküyle dünyayı kurtarabilir miyiz?  

Bütün dünyayı değil ama belki bir insanın dünyasını kurtarabiliriz. Olursa bu da ne büyük başarı.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Melek Rada Yazar

Yazar Melek Rada

heybedar.com genel yayın yönetmeni

Kont Ostrorog | M.Gizem Akbulut

2010 Kuşağı Öykü Kanonu Soruşturması – 2: Onur Çalı