in , ,

Malihulya’yı Bulmak | Şekip Can Gökalp

Denize karşı kurulmuş eski bir tren garının önünde, denize karşı kurulmuş bir çay bahçesinde oturuyorlar. İki kişi. Birisi, eski gar görevlisi. Diğeri ise daha genç, çay bahçesinde garson.

Genç olan, çayından bir yudum alıyor. Sonra gardan dışarıya akan insan sürüsüne bakıp soruyor:

“Niye geliyor bunca insan buraya?”
“Malihulyayı arıyorlar.”
“Malihulya burası değil mi zaten?”
“Evet, burası Malihulya.”
“Buldular yani?”
“Hayır, bulmadılar.”
“Anlamadım.”

Emekliliği yaklaşmış gar görevlisi doğruluyor sandalyesinde. Lacivert ceketinin kollarından çekip düzeltiyor.

“Buraya geliyorlar, çünkü başka gidecek bir yerleri yok. Burası son durak. Bak şuraya, görüyor musun? Deniz başlıyor burada. Trene biniyorsun, son durakta iniyorsun.”

Garson deli teşhisini koyup, keyifleniyor. Biraz daha deşiyor adamı.

“Onu anladım da, Malihulya’yı niye bulamadılar, onu anlamadım. Niye biniyorlar trene?”

Bir süre insanları izliyor gar görevlisi, sonra yine çocuğa dönüyor. Elini çocuğun suratına yaklaştırıp sallamaya, bir yandan da anlatmaya başlıyor:

“Bak canım, her şey bir soruyla başlar. Cevabı ararken, yolda başına gelmedik kalmaz, alet olursun hayata. Çektiklerin, biri, bini geçer.

“İçindeki hisler bir bir birleşir, aynılaşır, basitleşirler sen her gün yeni bir hayata uyanırken. Sonra bir gün bu arayış bir bela gibi çöker üstüne. Malihulya bu arayıştır. O belirsiz sorunun cevabını aramaktır Malihulya.

“Malihulya öyle ağır çöker ki üstüne, dizlerini kırar, toprağa yaklaşırsın. Sinirlenirsin hayata, çırpınırsın içinde, ama orada durursun bir süre, hiçbir şey gelmez elinden.

“En sonunda, bıkmış, yıkılmış, yalnız bir halde oturur, ölümü beklersin. Aramakla geçmiştir ömrün, sonunda eline geçen tek şey ise ölüm olur. Ölümü beklersin, geleceğini bile bile beklersin. Bir anda gelip vurmaz seni, ölümü karşılarsın…”

Bir süre duruyorlar öyle, sonra garsonun ustası sesleniyor. Son durakta inenler, manzaraya karşı bir sigara içmek için çay bahçesine yerleşmiş, sigaranın yanına çay istiyorlar.

Sevdiniz mi?

Avatar

Yazar heybedar

Heybedar Dergisi Yazı İşleri

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Neriman’a Eylül Mektubu | Şuayip Teymur

Hiçbir Yerin Ortasında