in

Meta ve onun fetiş karakteri | Deniz Koyupınar

Marx’ın düşünce denizinin içinde büyük bir alan kaplayan meta fetişizmine girmeden önce metanın ne olduğunu Marksist literatüre göre açıklamamız gerekiyor. Amacımız kavramlar arası olası bir çelişkiye,çatışmaya fırsat vermemektir.

Ekonomi Politiğin Eleştirisi İçin Ön Çalışması’nda, Marx, metayı emek süresinin nesnelleşmiş hali olarak tanımlar. Peki emek süresi nedir? Herhangi bir mistik çıkarımlar yapmaya gerek olmadan, emek süresini; ‘ürüne harcanan zaman’ olarak tanımladığımızda istediğimiz cevaba ulaşabiliriz. Nesnelleşme süreci sonunda metaya, yani ürüne ulaşırız. Metanın kendisini soyut olarak düşündüğümüzde bir mübadele(değişim,alışveriş) değeri yoktur. Çünkü soyut emeğe nicelik olarak bir değer biçmek olanaksızdır. Bir metaya mübadele değeri biçmemiz için onun toplumsal üretim sürecinin bir parçası olması gerekir, günümüz sisteminde üretim ilişkilerinin karşılıklı etkileşimi metaya değişim değeri biçer. Marx Grundrisse’te metayı iki farklı değişken içinde ele alınması gerektiğini söyler; ilki metanın -yani ürün- kendi içindeki saf haliyle, değerleşmiş biçimindeki hali ayrı olmalıdır der ve ardından metanın değerleşmiş haline ‘zorunlu’ olarak değer biçilmesi gerektiğini söyler. “Çünkü birer değer olarak metalar birbirlerinden sadece nicelik olarak ayrılırlar; dolayısıyla metanın da kendi değerinden nicelikçe farklı olması gerekir ” Elimizde bir ürün olduğunu varsayalım, bu ürünün bir bütün olarak kendisiyle değeri arasındaki fark yalnızca nicelikçe farklılık gösterir. Demek ki metanın bir mübadele değeri olması için “tikel varlığından” kurtulması gerekir. Marx bu durumu şöyle özetler: “Bir değer olarak meta geneldir; gerçek bir meta olarak ise tikeldir”

Özetleyecek olursak: Metanın öncelikle emek süresine çevrilmesi şarttır daha sonra nesnelleşmesi gerekli olup, belirli bir mübadele değeri biçilmesi gerekir bunun için de tikel varlığından soyutlanması gerek çünkü meta emeğin ürünü olduğu için yalnızca tasavvurda kalmaması gerekli.

Metanın iç dinamiklerini kısaca açıkladığımıza göre,kavramımızı biraz daha kurcalayıp soyut emeğin somutlanma sürecini inceleyip,metanın ilk haline(değer biçilmemiş olan) neden fiyat biçemeyeceğimizi açıklayarak kavramın oturaklı bir hale gelmesini sağlayalım.

Bir A kişisini ele alalım. Bu kişi, bir ekmek fırınının çalışanı olsun. Günde üretmesi gereken minimum ekmek adeti de 50 olsun. Bu 50 ekmeğin her birine harcanması gereken zaman 5 dakikadan hesaplanırsa,basitçe 250 dakikalık bir emek süresine ulaşırız. Yani kişi bize 250 dakikalık iş yaptığını açıklar. Ama burada emeğin değerini emek süresiyle ölçemeyeceğimizden (çünkü ürünü toplumsal üretim sürecine katmadan ancak tasavvurumuzda değer biçebiliriz. Bunun da hakkaniyetli olmayacağı aşikar) toplumsal üretime dahil ederek saf değerinden ( yani ilk halinden) ancak kurtarabiliriz. Yani kısaca metanın toplumca karşılanması gereken bir ihtiyaca evrilmesi gerekir. O zaman fiyat biçilebilir.

Metanın Fetiş Karakteri

Bu bölümde metanın fetiş karakterini inceleyeceğiz. Marx’ta ekonomik/iktisadi fikir çıkartmak isteyenlerin üstünde çok durmadığı,hatta fetişizmin dışsallaştırıldığı bir konu olmakla birlikte; Marksizm’in yalnızca ekonomik indirgemecilikle ( Vulgar Marksizm) anlaşılamayacağını, kabaca felsefi çıkarımlar da yapılması gerektiği savunulur.

Ben ise, kendimi “Vulgar Marksist” olarak tanımlamakla birlikte meta fetişizminin yabana atılacak derecede işlevsiz bir teori olmadığı görüşündeyim. Çünkü sınıfsal bilincin toplumda karşılık görmesi için,metanın fetiş karakterinin enine boyuna incelenip topluma servis edilmesi gerekir.

Öncelikle Marx’ın fetişizm kavramını Kapital 1.cildinde bizim bugünkü anlamıyla kullanmadığını bilmeliyiz. Buradaki asıl amacımız Bu konunun Marksizmin genel argümanıyla nasıl bir ilişkiye sahip olduğunu sorgulamaktır.

Esasında bir metanın kullanım değeriyle onun bir bütün olarak varlığı arasında hiçbir ilişki,bağlantı noktası yoktur. Yani metaya ‘anlamsız’ bir metafizik yükleme yapmak insan işidir. Öyle ki lüks olarak adlandırdığımız herhangi bir ürüne(saat,araba vb) hayranlıkla bakmamızın yalnızca insani bir reaksiyon olduğunu söylüyoruz. Marx Kapital’de bu konunun giriş cümlesi olarak şunları yazmıştır: “Bir meta ilk bakışta,kolayca anlaşılan sıradan bir şey gibi görünür. Metanın analizi,onun metafizik safsatalarla ve teolojik(dinsel) süslerle dolu çok karmaşık bir şey olduğunu gösterir.” Deyip az önce de bahsettiğimiz ‘metaya anlamsız bir değer yüklemeyi’ “İster sahip bulunduğu özelliklerle insan ihtiyaçlarını karşılaması, isterse bu özellikleri yalnızca insan emeğinin ürünü olarak kazanması açısından ele alalım, meta, bir kullanım değeri olduğu sürece,onda hiçbir esrarengiz bir yan bulunmaz.” Yani olaya farklı perspektiften baktığımızda şu sonuca ulaşabiliriz: Bir ürünün(farz edelim ki lüks bir markanın olsun) gündelik hayatta reklam afişleri veya dijital ortamda yapılan pazarlama stratejisiyle pekala o markanın ürününe ister istemez ‘hayranlık’ besleyebiliriz. Bu ‘hayranlık’ geçen yazımızın konusu olan yabancılaşma’ya da örnek olarak gösterilebilir.

Image for post

Ana hatlarıyla bahsedecek olursak emek gücünü satarak üretim yapan bir işçinin ortaya çıkardığı metayı satın alırken aramızdaki ‘ilişki’ gizlenmektedir. Üreten kişinin duygudurum hallerini, çalışma koşullarını bilemeyiz. Bu noktada David Harvey’in Marx’ın Kapital’i İçin Kılavuz kitabında, bu tanımlamamıza örnek olarak şu yazıyı gösterebiliriz: “Örneğin süpermarkete gittiğinizde marulu mutlu emekçilerin mi,ücretli emekçilerin mi,yoksa kendi toprağında çalışan bir köylünün mü ürettiğini bilemezsiniz. Marullar nasıl ve kimlerce üretildikleri konusunda tabiri caizse, dilsizdirler”

Ne var ki Marx fetişizm konusunu bir ahlak sorunu algılamaktan çok kapitalizmin obskürantizm yani ‘kimse bilmesinlercilik’ yönüne dikkat çekmeye çalışır. Bu gizliliğin altında yatan ‘büyük resmi’ görebileceğimizi söyler. Marulun yalnızca fiyat etiketinden ibaret olmadığını anlayabileceğimizi söyler.

Böylece Marx liberal özgürlük kavramına saldırmaya başlar. Bahsettiğimiz gibi metaların yalnızca fiyat etiketinden ibaret görmemiz klasik iktisatçıların (doğal olarak kapitalizmin) en büyük başarısıdır. Bu da bizi kapitalizmin ‘değer-biçimini doğallaştırma’ yöntemine ulaştırır. Sanki ürünlerin ‘değer fiyatı’ bir doğa yasasıymış gibi yansıtılıp, toplumsal ilişkiler sonucu değil de insanlık tarihinin başlangıcından itibaren varmışçasına ‘anlatmaları’ da bir fetişizm sorunudur. Bu doğallaştırma sürecine, Klasik iktisatçıların ‘miti’ görevini gördüğü ünlü “Robinson Crusoe” hikayesi önemli katkı sağlamıştır. Robinson ıssız bir adaya düştüğünde kendine uygun bir yaşam tarzı oluşturup “piyasa ekonomisinin” mantığını yeniden tesis eder. Marx Kapital’de bu hikayeye ‘biraz’ alaycı bir dille değinir: “batan gemiden bir saat,kasa defteri,mürekkep ve kalem kurtarmış” sonra da “halis bir İngiliz olarak derhal muhasebe tutmaya koyulmuştur” Yani klasik iktisatçılara göre Robinson, yeni bir dünya keşfetmiş ve bu yeni dünyanın da kendi içinde yeni bir “piyasa ekonomisini” inşa etmiş. Tahmin edeceğiniz gibi bu durumun böyle olmadığı aşikardır. Çünkü Robinson adaya düştüğünde ‘geldiği yerin’ iktisadi çıkarımlarını da yanında getirmiş olup, düştüğü ıssız adaya ‘kendi yasalarını’ değil bu iktisadı çıkarımları motiflemiştir. Klasik iktisatçılarımızın her metaya değer biçme mantığının ve onu ‘doğallaştırma’ politikasının dayanak noktasının bu mit olduğunu söyleyebiliriz.

Kapitalizm doğal bir süreç değil tarihsel bir nesnedir. Kapital’de şöyle yazar: “Burjuva iktisadının kategorileri tarihsel olarak belirlenmiş belirli bir üretim tarzının,koşullarını ve ilişkilerini, yani meta üretimini,toplumsal geçerlik ve dolayısıyla nesnellik ifade eden düşünce biçimleridir” (91)

Yani baktığımızda, güya burjuva iktisadının doğallığının sınırlarını görebiliriz.

Biz insanlar, kapitalizmin değer biçme mantığını doğallaştırdığımız sürece, tasavvurumuzdaki dünyaya ulaşamayacağımız aşikar.

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Avatar Misafir Editör

Yazar heybedar

Heybedar Dergisi Yazı İşleri

heybedar.com kullanımı hakkında

Hayata Dair