Şifreniz Mail adresinize gönderilecektir.

 

 

Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram…

Ahmet Muhip Dıranas

 

İliklerimize kadar soğuğu almak için Karadeniz yollarına düştük. Hayalimde tam da Dıranas’ın dediği gibi mavi gök, beyaz yer. Doğruca Trabzon yoluna koyulduk. Gece vakti varmıştık bu şehre. Hava çok soğuk olmasına rağmen beyaz örtü kaplanmamıştı daha. Sabah ilk görülecek yer olan Uzungöl’ün yolunu tuttuk. Dört arkadaş, dört çeker bir aracın içinde Of tabelasından Uzungöl’e doğru kıvrıldık. Yol uzadıkça ince ince süzülmeye başladı kar. Açıkçası karda araç sürmenin tehlikeli olabileceğini tahmin ettiğim seyahatimiz keyifli başladı. Fotoğraflar, videolar çektik yol boyunca ve Karadeniz playlistlerinden güzel şarkılar açtık. Uzungöl’e yaklaştıkça kar şiddetini arttırmış ve nerdeyse yoldan kayma noktasına gelmiştik. Acelemiz olmadığı için yavaş yavaş seyir aldık. Uzungöl’ün dağlarını inatçı bir duman sarmıştı, göğü göremiyorduk bile. İlk karşılaşmamızdaki yeşilliği güzel bir beyazlığa çevrilmişti. Daracık yollarında arabayı koyacak yer bulmak zordu. Kar o derece yoğun ve hızlıydı ki yol kenarlarını kapatmış sadece yürümek için patikalar ara ara açıktı. Yol kenarında gördüğümüz bir yerde ısınmak ve bir şeyler içmek için durduk. Çaylarımızı söyledik ve Uzungöl manzarası ile keyfini çıkara çıkara çaylarımızı yudumladık.

Mevsim kış olmasına rağmen turistik yer olduğu için neredeyse mekânların çoğu açıktı. Yemek yemek, hediyelik eşya almak ve konaklamak için alternatifte hayli çoktu. Kar o kadar tatlı tatlı yağıyordu ki bir an önce kendimizi dışarı atmak istiyorduk. Elbette bu güzel manzarada fotoğraf çekilmeyi ihmal etmemek gerekti ancak hiçbir fotoğraf makinesi gözümüzle gördüğümüz bu güzelliği yansıtabilecek güzellikte değildi. Yolların kapanması ihtimaline karşı fazla durmadan tekrardan yola koyulduk. Aşağılarına doğru indikçe karın etkisi azalıyordu ve kar bazı yerlerde yağmura dönüşmeye başlamıştı.

Gün bitmeden Ayder’e yetişmek için hızlıca Rize’den yola devam ettik. Çamlıhemşin yoluna sapmamız ile kar tekrardan ince ince bastırmaya başladı. Yol kenarında rafting ve zipline aktivite yerleri bulunuyordu. Onlardan birinde durduk. Normalde bu mevsimde çok yapılmayan bir aktivite olduğu için, o müessese de çalışmıyordu. E Karadeniz insanı tabii, bizi kırmadılar ve çaylarını da ikram ettiler. Daha öncesinde denemiştim ama kar yağarken zipline yapmak farklı bir deneyim oldu benim için. Tehlike arz etmediği sürece hava nasıl olursa olsun kesinlikle denemelisiniz. Yağışın artması ve havanın biraz da olsa kararmaya başlaması ile yolumuza tekrardan koyulduk. İnanılmaz bir şekilde kar yağışı artıyordu. On kilometre gerimizde hiçbir yağış yokken burası adeta bembeyazdı. Arabanın da zaman zaman kayması ile çok yavaş seyir alıyorduk. Yol kenarında kara saplanan arabalar görmeye başladık bile. Bir yandan heyecanla ne olacak diye merak ediyorduk bir yandan da korkmaya başlamıştık. Daha önce böyle bir tecrübemin olmaması biraz beni endişelendiriyordu. Çok geçmeden tekrar yoldan kayan bir arabaya rastladık. Onlara yardım ettik kardan çıkardık derken bu sefer bizim arabamız kara saplandı. Tam çıktık gidiyoruz, Ayder’e 5 km kaldı derken hop bu sefer önümüzde iş makinesi, yolda kalan bir aracı çıkarmaya çalışıyor. Gerçekten mahsur kaldık gibi sonumuzu beklemeye başladık. Bir yandan havanın iyice kararmaya başlaması ve bir yandan kurt uğultuları. İlerde bekleyen Jandarma yolun ilerisinin kapalı olduğunu ve Ayder’e izin vermediğini söyledi. Yanımızdan geçen belediye başkanının arabası dahil bütün arabalar geri dönmek zorunda kaldı. Karlı yolda tepe çıkmaktan daha zor olanı tepeden aşağıya inmekmiş. İnsan yaşayınca öğreniyor ancak. Tepelerden aşağıya iniyorsunuz ve frene basmamak nerdeyse imkânsız. Mecburen frene basmak zorunda kalıyoruz hoop tekrardan kayıyoruz. Hatta bir frene basmam ile yol kenarında bulunan dereye doğru kayıyorduk. Yol kenarlarını kar o kadar çok kaplamıştı ki arabanın önü kara saplandı ve korkudan bir arkadaşımızı arabadan kendini aşağıya atmış bulduk. Bu beni çok korkuttu ama neyse ki kimseye bir zarar gelmedi.

Hava karardı ve uzun zamandan beri yemek yemedik. Çamlıhemşin’de köfteci Ali Abi’nin dükkânına girdik. Donduğumuz o kadar belliydi ki sobayı hemen yanımıza yaklaştırdı. Sıcacık çorbalarımızı içtik ve yemeğimizi yedik. Ayder’e gidemiyoruz yollar kapalı ve burada da kalacak yerimiz yok. Turistik bir bölge olduğu için fiyatlar da çok yüksek burada. Öğrenci olduğumuz için pahalı yerlerde kalamıyoruz. Sağ olsun Ali Abi duruma el attı ve birkaç yeri aradı. Onun sayesinde Fırtına Deresi kenarında güzel bir yerde konakladık.

Karadeniz o kadar muazzam bir yer ki; yolları bazen size engel olabiliyor ama karşınıza başka fırsatlar çıkarabiliyor. Gecenin geri kalanında şaldır şaldır akan derenin sesi ve sıcacık ahşaptan odamızda dostlarla günün kritiğini keyifle yaptık.

 

Sabah uyandığımızda muazzam bir hava vardı. Tabiri caizse çivi gibi bir hava ve masmavi gökyüzü. Yollar ise buz tutmuş, bizim aklımızda Ayder. Güzel bir kahvaltı ve ardından derenin karşında çay keyfi yaptıktan sonra tekrardan Ayder için yola çıkmaya karar verdik. Neredeyse bin km yoldan geliyorduk daha önce Ayder’i görmüştük ama böylesine bir manzarayı tekrardan görmek için can atıyorduk. Hava güzel ve yağışsız olmasına rağmen yollar buzluydu. Yavaş yavaş seyir aldık ve nihayetinde Ayder’e giriş yaptık.

Ayder bir Milli Park olduğu için girişinde azami bir ücreti oluyor. Böyle bir havaya rağmen arabamızı park edecek yer dahi zor bulduk. Bu güzel manzaraya tanıklık etmek isteyen herkes düşmüş yollara. Muazzam bir atmosfere giriş yaptık. Her adımızda tok bir kar sesi, hafif soğuk hava ve insanlar. Bizim gibi gezip görmeye gelen de var mangalını kapıp gelen de sadece horon tepip gideceğim diyen de.

Soğuk ve yağışlı bir mevsim olan kış ancak bu kadar güzelleşebilirdi. Her zaman kış mevsimi taraftarı olmuşumdur. Yollar nasıl olursa olsun şartlar ne kadar ağır olursa olsun asla yapmak istediklerinizden vazgeçmeyin ve ertelemeyin. Ya bir yol bulunur ya da bir yol açılır. Sevgiyle kalın.