in

Onur Ünlü ve Burak Aksak'ın Ütopyasından Leyla ile Mecnun

Öncelikle diziyi izlemeyen ve izlemeyi düşünenleriniz için metin ve yer yer kullanacağım görseller spoiler içermekte. Bu yazıyı yazmaktaki amacım üzerinden yıllar geçmiş olmasına rağmen hâlâ kalbimizin bir yerlerinde sakladığımız bu dizide ufak çaplı bir mazi yaparak tekrar hatırlamak. 🙂 

Leyla ile Mecnun. 9 Şubat 2011 tarihinde TRT ekranlarında yayın hayatına başlamasıyla belki de halk olarak ilk defa bu denli absürt bir diziyle karşılaştık. Senaryosunu Burak Aksak’ın yazdığı ve yönetmenliğini de Onur Ünlü’nün yaptığı bir projeden aksi beklenir miydi, bilemiyoruz. “Bu anlatma biçimi, yani birinin elini kaldırıp silah olmadan ateş edebilmesi ihtimali bana mantıksız gelmiyor. Bence olabilir.” diyor Onur Ünlü Sen Aydınlatırsın Geceyi adlı filminden bahsederken. Aynı anlatımı Leyla ile Mecnun’da da kullanıyor sık sık. İşin içine Burak Aksak’ın zekası ve kalem becerisi de girince ortaya onca zıtlığa rağmen izleyiciyi içine çeken bir proje çıkıyor.

Peki neydi bu Leyla ile Mecnun dizisi? Neden bu kadar çok sevildi?

Aslında bu sorunun cevabı bana kalırsa oldukça basit. Absürt ama mükemmel kurgulanmış bir senaryo ve oyuncularla ekibin mükemmel uyumu olarak açıklayabiliriz bu sorunun cevabını. Yönetmen, senarist ve oyuncular dizi çekimleri boyunca hep iletişim halinde olmuşlar ve sürekli bir fikir alışverişi içerisinde ilerlemişler. Bu da dizideki içerik zenginliğini ve samimiyeti doğurmuş. Ayrıca töre, intikam, mafya temalı Türk dizilerinden sonra sigaraya sakız, rakıya üzüm, küfür yerine de tuvalet terliği, paslı çivi diyen bir dizi ekranlara gelince ve bunlar samimi yaratılmış bir ortamla izleyiciye taşınınca dizi ilk zamanlarda biraz yadırgansa da daha sonraki zamanlarda oldukça benimsendi.

Dizi, bir taksi şoförü çocuğu olan Mecnun’un doğumunda aynı beşiğe koyularak kaderlerinin bir yazıldığı Leyla’ya kavuşmaya çalışmasını konu edinir. Tabii bu öyle basit bir yol değildir. Leyla zengin bir ailenin kızıdır, Mecnun ise emekçi bir babanın çocuğu. Ayrıca Leyla’nın babası da oldukça inatçıdır. “Benim elin serserisine verecek kızım yok!” der durur. O da Leyla’yı dizinin baba parası ve kötü adamı olan Arslan Bey’in oğlu Arda’yla evlendirmek ister. Birlikte Leyla ile Mecnun’u ayırmak için ellerinden geleni yaparlar ama nafile. Demiştik ya kaderleri bir yazılmıştı onların. Bırakın başkasının onları ayırmasını, kendileri bile kendi sonlarını defalarca getirmeye kalkışmışlarsa da başarılı olamamışlardır. Bu süreçte Mecnun’un önce rüyasında gördüğü daha sonra uyandığında aniden yanında beliren ak sakallı dedesi Mecnun’a yardımcı olur. Dede, Mecnun’a yol gösteren konumundadır ve birlikte birçok fantastik maceraya imza atarlar.

Leyla’yı ve Mecnun’u şimdilik bir kenarda bırakalım. Çünkü dizinin her karakteri en az onlar kadar ilgi çekici. İsmail Abi mesela. Dizinin çimentosu olan bu karakter 14 yaşındaki ergenlerin favori repliği olan “O gemi bir gün gelecek!” sözünün yaratıcısıdır. Fakat bu söz ergenlerin üzerinde yürüdüğümüz asfalta kadar yazmasıyla basite indirgenecek bir söz değildir. İsmail Abi’nin babası daha o küçükken vefat etmiş, ölmeden önce onu bir gemiyle gelip limandan alacağını söylemiştir. İsmail Abi de o günden beri her gün sahile iner, beklemekte olduğu babasına el sallar. Çevresindekilere de umudun ne olduğunu gösterir açıkça. Ayrıca insanları çok sever, değer verir onlara. Kimseyi kırmaz, incitmez. “Altın gibi kalbi var.” lafının temsilcisidir.

Daha sonra performans sanatçısı Yavuz. Asıl mesleği hırsızlıktır fakat “Ben öyle bir insan mıyım?” der ve mesleğinin performans sanatçılığı olduğunu söyler. Açamayacağı kapı, çalamayacağı televizyon yoktur. O da arkadaşlarına değer verir. Onlar için yapmayacağı şey yoktur.

Gelelim meşhur Erdal Bakkal’a. Dükkanının önünde milyon tane muhabbet dönen, çayı demleme değil de sallama yapan ve üstelik bunu pet bardakta sunan bakkal. En yakın arkadaşı Mecnun’un babası olan İskender’dir. Hayattaki en büyük aşkı paradır. Para için elinden ne geliyorsa yapar. Davranışları ve tutumları yüzünden gruptaki en ters kişidir. Zaman zaman aşırı duygusuz ve realist yaklaşımları çevresindekilerin ondan nefret etmesi için yeterlidir. Fakat her ne kadar dışarıdan öyle görünen bir insan olsa da Erdal Bakkal, kalbinin bir köşesinde öyle her zaman göstermediği sevgisini saklar. Nurten’in ölümünde de verdiği tepkiyle hepimiz şahit olmuştuk buna.

Ardından İskender… Evini geçindirmek için altın günlerine pasta börek yapıp dağıtan, taksisi yanmadan önce sabahtan akşama kadar direksiyon sallayan İskender. Hayatında iki kez terk edilmiştir. İlki evlenmeden önce aşık olduğu kadın, ikincisi de aynı yastığa baş koyduğu karısı tarafından. Bu yüzden kavuşamamanın ne olduğunu en iyi o bilir çünkü bu konuda yarası hiç kapanmamıştır. Mecnun’u da en iyi o anlar aslında.

Dizideki karakterleri saymakla bitiremeyiz tabii. Yedek Kâmil, Çırak Kaan, Nurten… Anlayacağınız kadro epey geniş ve renklidir. Her karakterin ayrı ayrı hayatlarına şahit oluruz ve hepsinden birçok şey öğreniriz bu dizide.

Dizinin bir diğer olayı da ülkemizde ve dünyada gelişen güncel olayları ve bulunan sıkıntıları yakından takip ederek dizide sahnelerin içerisinde sosyal mesajlar göndermeyi ihmal etmemeleridir. Bu, halkın gününün büyük bir çoğunluğunu televizyon karşısında geçiren ve televizyonda çıkan neredeyse her şeyi gerçek sanan bir toplum için bana kalırsa kıymetli bir olaydır.

Gelelim tekrar Leyla ile Mecnun’a. “Ee ne oldu, kavuştular mı?” derseniz maalesef hayır. Ne Mecnun Leyla’sına ne de Leyla Mecnun’una kavuştu. Leyla bir trafik kazasında hayatını kaybetti. Organları başkalarına hayat oldu. Mecnun ise 1 yıl boyunca hiç konuşmadı. Kalbindeki Leyla ile konuşuyordu çünkü. Daha sonra hayat normale döndü. Mecnun için döner gibi oldu belki de. Önüne birçok Leyla daha çıktı fakat biri de ilk Leyla’sının yerini tuttu mu, işte burada hepimiz sessiz kalıyoruz.

Peki bizi hem hüngür hüngür ağlatan hem de gülmekten kahkahalara boğan bu dizinin akıbeti ne oldu?

Dizi, 2013 yılında Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan dolayı yayından kaldırıldı. Finalini bile yapamayan dizi, 2015 yılında yine aynı ama eksik kadroyla çekilen “Ben de Özledim” adlı dizi aracılığıyla finalini seyirciye duyurabildi. Bizim de böylelikle aslında karakterleri felçli Mecnun’un kafasında yarattığı, çoğu şeyin Mecnun’un dünyasında olup gerçekte var olmadığı gerçeği yüzümüze tokat gibi çarpmış oldu. 

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

13 Points
Sevdim Sevmedim

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

8 Comments

Loading…

0