in

Saçımı Sen Yıka Suzan

Hanene ay doğacak Suzan. Dertlerini arkaya atacak, ferahlayacaksın. Balık falan görmüyorum ben, hayır, sen benzetiyorsun.  Fil dersen, o var işte. Ömrüne bolluk. Şu küflü kazma, eski kocan olacak… Üç vakte kadar da, yedi vakte kadar da yolun yok…  Eski Türkçe yazın silinmiş, adağın kabul olmamış, olsun, bekle sen… Sahi diyorum, yeni taşındığın bu mahallede, hanene ay doğacak.

Ben mi, ben çok uzaklaşamam ki buradan. Yoksa pilavın dibi, bacak aramın sarmaşığı tutar. Kalbimin içi göz göz olur, maazallah, seni göremediğim yerlerden düşerim.

Gör bak. Sen Kuaför Cavidan’ın ben dırdırcı annemin yanında yaşlanacağız. Ben tıkır tıkır makine sesleri arasında, ‘’kaldın başıma, gelmiş kırk beşine, kimseleri beğenmiyor haspam,’’ diyen annemin ağız kenarında gezinip duracağım. Sen kadınların kırıklarını süpüreceksin… Bir kuş havalanır mı telvenin içine, sanmam. Balık kavaktan inerse, belki.

Duymuşsundur, Pimpirikli Şermin derler bana. Kimseyle tokalaşmam, kimsenin elinden bir şey yemem. Çamaşır suyu dökmediğim tuvalete oturmam. Saçlarımı kendim keserim yıllardır.  İçime sinmez herkeslere kullanılan makaslar, havlular. Şimdi… Saçımı sen yıka, sen kes Suzan. Razıyım mikroplarla haşır neşir olmaya. Yeter ki avuç içlerinden biraz buğday rengi sürülsün kavruk tenime. Şıp şıp nefesin dökülsün geniş alnıma. Sen saç diplerimi ovalarken yüzümü çeviriverirsem, yanlışlıkla elini bile öpebilirim belki.  Sonra uzun saçlarımı kısacık yapmaya karar veririm. Birlikte yeni bir model seçeriz dergilerden. Ama sen yine de çekinirsin saçımı fazla kesmekten. Önce keseceğin tutamları gösterirsin bana, ben de, biraz daha kısalt Suzancığım, derim. Biraz daha yukarı çık. İki parmak daha, iki parmak, parmak, daha, daha, daha da, yukarı çık, evet, evet böyle iyi. Ensem rahatladı.

Desene, pimpirikli sıfatı ilk defa işe yarayacak. Yarın öğlende, gireceğim dükkâna. İçeridekilerle uzaktan selamlaşacağım. Diyeceğim ki, artık gözlerim iyi görmüyor. Saçımı sen kes Suzan. Titiz kadınsındır sen. Komşumu sildiği camlardan, balkona serdiği sakız gibi çamaşırlardan bilirim. Alınma bana Cavidan.

O iki çırak kız varken Suzan’a kalmaz saç yıkama işi ama benim de ne pimpirikli olduğumu iyi bilirler. Bu isteğime ses etmezler. Eh, siz misiniz bana Pimpirikli Şermin diyen.

Bir fincan daha kapatayım Suzan’ın niyetine. İnternetten biraz daha araştırma yapayım. Terimleri, sembolleri, bu işin raconunu güzelce öğreneyim. 

Suzan’ın kahve falı baktırmaya bayıldığını öğrenmem ne iyi oldu.  Ben anlatırım, o ağzımın içine düşer. Ben anlatırım, o biraz daha ağzımın içine düşer. Çatlak dudaklarından göğsüme düşen ballar peteklenir, yeni diktiğim elbiseme değer. Belki Suzan elbisemin bir eşini ister de kalçalarında toplu iğneler yürütürüm. Hiç olmazsa pantolonunun paçalarını daraltırım. O güne kadar, bu görüntüleri aklımın bir köşesine iliştiririm.

Ah,yarın saçımı sen yıka Suzan.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

12 puan
Sevdim Sevmedim

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Düşünceler Zindanı

Ev Ve His