in

Sevseydik Kırmazdık Kuru Bir Dalı Bile

Vardır herkesin içinde bir türlü öldüremediği, keşke yapmasaydım, gitmeseydi dediği birisi. Zamanın karşısında hiçbirimizin durmaya gücü yok, zaman geçiyor, doğrular ve yanlışlar oracıkta kalıveriyor. Vefa kelimesi sadece bir kelime olarak kalıyor cebimizde, cebimizi de doldurmuyor ya neyse.

Çok görmüş geçirmiş insan tanıdım alınlarına yıllar kazınmış. Mehmet Dayı da öyleydi, Ayşe’si ondan habersiz göçüp gitmiş dünyadan. Üç evladım var hepsi kendi halinde diyor arada bir. Bir telefon yalandan, bir nasılsın hepsi bu. Ayşem varken böyle miydi diyor. Haftada bir fakir soframızda birleşirdik, neşeli günlerdi, çabuk geçti. Bir ömür, kırk yıl, kırk gün gibi geçti gitti. Kalbini çok kırdım Ayşem’in, bir gün olsun ah etmedi bana. Haksız olduğumda da sustu, eski kadınlardandı.

Hiç unutmuyorum bir gün yine bulgur yapmış, sofrada biraz yeşillik, bir bardak da ayran koydu önüme, hepsi bu kadar mı, bütün gün evde ne yapıyorsun, insan yanına bir türlü yapar, kaldır şunu dedim, ağzını bile açmadı. Kaldırıp kahvaltı hazırladı. Sonradan kızım Esma’dan öğrendim ki meğer evde yeterli erzak yokmuş, boşuna dert yapıp dövünmüşüm ona, bir gün olsun yüzüme vurmadı. “Sevseydik kırmazdık bir kuru dalı bile” diyor Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri. Böyle çok küçük meselelere kalbini çok kırdım  Ayşem’in. Şimdi Ayşem yok, bulgur yapan da. Evi, beni çekip çeviren kimse de yok. İnsan kaybedince anlıyor değerini. Yerleri süpüren, camları silen, pazara giden, çiçekleri sulayan kimsem de yok. Bir mucize olsa Ayşem’i geri getirmek için dünyaları verirdim evlat ama geri gelmez gittiği yerden bilirim. Zaman geçiyor, saçlarına ak düştüğünde, mevlam nazının geçtiğini alınca senden, aklın başına geliyor. Şimdi gidip mezarındaki çiçekleri suluyorum. Kırk yıl çektirdiğim eziyetin borcunu bir Fatiha’yla, çiçeklerini sulayarak ödemeye çalışıyorum, kırdığım daldan hiçbir çatırtı duymadan.

Sevdiniz mi?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Comments

0 comments

Yaş Değiştirme Törenine Yetişen Öyle Bir Şiir | Edip Cansever

Geç Kalmış Bir Şapka | Yunus Meşe