in

Tanrıyı felsefede aramak

Bunun üç şekli vardır. Birincisi bir insan kalbinde tanrı inancı varsa bütün felsefe kitaplarını okusa da en sonunda yine tanrının varlığına inanır. İkincisi insanın kalbinde tanrı inancı yoksa ve reddediyorsa bütün felsefe kitaplarını okuyup düşünse de ateist olur. Son olarak bir insan kalbinde ne tam olarak tanrıya inanıyor ne de tam olarak reddediyorsa. Bu durumda bir cevap beklediği ve bu cevapları felsefe kitaplarından ve felsefecilerin görüşlerinden beklediği için kendisine en uygun olanı seçer. Yani bir cevap bekliyor ama verilen cevaplar birbirinden farklı ve hiç birinin doğruluğu ispat edilemez. Bu durumda da o insan kendisine en kolay gelen şeyi yani ateistliği seçer. Çünkü hiçbir insan dinlerin getirdiği yasakları ve sorumlulukları kabul etmek istemez. Özetle tanrıyı felsefe kitaplarında yada felsefecilerde aramak yanlıştır. Onların düşünceleri bizim düşüncelerimiz haline gelir. Tanrı kelebeğin kanat çırpışında gizlidir. Bu üç durumdan ikisinde insanın inancı değişmez. Sadece birinde o da verilen cevaplar arasında kendisine en kolay geleni seçtiği için tanrının varlığına kalpten inanan yada reddeden kişilerin felsefe kitaplarını okursa ateist olur. Daha önce tekrar ettiğimiz gibi doğru cevabı değil kendisine en kolay gelen cevabı doğru olarak kabul eder. Çünkü hiçbir felsefecinin verdiği bilgilerden tanrının varlığı yada yokluğu ispat edilemez. Bunun sebebi somut değil soyut olmasıdır. Kimisi somut olmayan şey yoktur der. Kimisi duygular gibi somut olmayan şeyler de vardır der. Üzerine tekrara değinmek gerekirse. Tanrı bir kelebeğin kanat çırpışında gizlidir. Felsefe de aramak başka insanların düşüncelerini kendi düşüncelerimiz gibi kabul etmemize neden olur. Çünkü biz saf akılla aradığımız ve bilgiden yoksun olduğumuz için ne söylenirse inanırız. Kalpten bir insan doğaya, çiçeklere, böceklere, hayvanlara, renklere, desenlere, güneşe, yıldızlara vesaire bakıp akıl ile tanrının varlığına inanıyorsa hiçbir felsefi düşünce yada kitap onu tanrı inancından alı koyamaz. Bunun dışında bütün bunların kendiliğinden oluştuğuna inanıyorsa hiçbir tanrı inancını savunan felsefi görüş yada kitap onu tanrı inancına itemez. Kalpten inanıp yada inanmayıp bu soruya cevap arıyorsa hiçbir felsefi görüş yada kitap ona doğru cevabı veremez. Verilen bu cevaplar içinde kendine en uygun olanı yani genellikle ateistliği seçer. Eğer kitabi dinler ateistlik kadar özgür olup sonunda cenneti vaat etseydi, o zaman insanlar bu dinlere yönelirdi.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Sevdiniz mi?

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

GIPHY App Key not set. Please check settings

One Comment

  1. Tanrıyı felsefeyle aramak, dinde kabul etmek. Stoacılar Hristiyan dinini Platoncukla (Yeni Platonculukla) felsefe etmişlerdir. Genelde insanlar tanrıyı aramazlar inandıkları şeyle ifade ederler. Tanrıyı aramak fikride felsefeyle doğmuştur. İslam dininde felsefe tasavvuf biçimde gelişmiştir. Tanrıya varmak adına en güzel Örneğini Yunus Emre vermiştir. Tanrıyı aramakta değil aslında dünyayı anlamaya yönelik evreni tanımlamak ve evrenin başlangıcına neden olanı ortaya koymaktır. Tanrıyı felsefede aramak fikri popüler bir tanım. İşgüzarların, insanları kolay yoldan etkileyip kendilerine müşteri etmelerinden kaynaklanıyor. Siyasilerinde kolay yoldan seçmenlerini etkileme frekansından kaynaklanıyor. Tanrıyı aramak kavramı da uygarlaşmanın doğurduğu kentleşmeye farklı inançlardaki insanları bir arada yaşamları neticesinde doğmuştur. Gerçekten tanrıyı arama fikri. Tanrıyı aramada en güzel fikir insanın kendini aramasıdır. Ben kendimi aradığımda yokluğuma vardım. Hayaletime. Toprak olunca bedenim toprağa karışacak ama hayaletim yaşadığım yerlerde kalacaktır. Hayalet bir nevi hareketi kapsıyor. Canlı hayaletimiz, yürümek koşmak atlamak ve de durmak. Verdiğiniz örnekteki gibi kelebeğin kanat çırpışında harekette, canlı harekette. Cansız olana madde bile kendi yapısında atomsal düzeyde hareketlidir. Siyasi ifadeler insanların kafalarını karıştırdığı için insanlar sorgulamaya başlamıştır. Sadece tanrıyı değil her şeyi. Bu bağlamda eleştiri var olanın karşısında yok olduğundan hareket etmektedir. Tanrının varlığını yok diyende ve var diyende bence her ikisi de kanıtlıyor. Tanrı maddesel olarak yok. Mantıklı yönü bu. Anlamsal olaraktan tanrıya inanırsan var inanmazsan yok. İnanan ve inanamayan kişiler açısından. Bence doğru olan şu yazdığım bu yazıda ihtiyaç duydum nedenle tanrı vardır. Tanrısız ne kendimizi nede bir cismi tanımlamada güçlük çekeriz. Yani her şeyin bir yaratıcı fikrini düşünüp incelemeden bir başka fikre geçip her konuda düşünceyi eylemine geçiremeyiz. Ateist düşünen insan bile tanrı varlığını sorguladıktan sonra yokluğuna karar vermiştir. Bir şeyi düşünüyorsak varlığı da yokluğu da gerçektir. Yokluğu olmayan hiç bir şeyde var olamaz. Eğer bir şeyi düşünüyorsak var ediyoruzdur demek düşünmek bir varlığa yokluğunu kazandırmaktır. Yani tanrının yaratma kudreti maddesel olarak biz canlılar tarafından gerçekleştirilmektedir. “DÜŞÜNÜYORSAM VARIM” Çünkü düşünerek varlığımın yokluğa na varıp ifade edebiliyorum.

Loading…

0