in

TUTUNAMAYANLAR

Kaçıncı günü bugün rüzgarının esmediği yüzüme? Hangi mevsimdeyiz, güneş neden ısıtmıyor? İnsanlar neden güzden daha soğuk? Hiç mi güneşi görünce gülümsememişler? Oysa geç kalacaklar bir bilseler, yarın yok ki…

Yapamadıklarımız, yaptığımız şeylerden fazla. Erteliyoruz hemde hiç düşünmeden. O kadar eminiz ki ertelediğimiz şeyleri bir gün gerçekleştirebileceğimizden. Nereye yol alıyoruz böyle? Yolun sonundaki ışık gerçekten hayat mı? Bir yola çıkarken, başka bir yolu es geçiyoruz aslında. Bir an önce varmak istiyoruz, varmak istediğimiz yerlere. Vardığımızı sanıyoruz. Beklentimizi karşılayamıyor yolda bize eşlik eden yıldızlar. Yolu şaşırıyoruz en sonunda. Ya diğer yol? Geri dönemiyoruz. Çünkü geriye dönen bütün yolların kapılarını yüzümüze kapattık. Bir yeri inşa edelim derken, sapasağlam duvarları da yıktık.

Bekliyoruz. Bir tren gelir belki, biner gideriz. Nereye diye sormayız hiç. Yıldızlara da bakmayız bu sefer. İnsanları doğru yerlere götürmüyorlar her defasında nasıl olsa. Güvenmeyiz kimselere. Kendi pusulamız, kendimiz oluruz. Kaybolsak kaybolsak, en fazla yüreğimizin uzaklığı kadar kayboluruz. Hem başka yollarda ordan oraya savrulmaktansa, insanın kendi yüreğine giden yolda savrulması daha iyidir. Çok uzak değil, bir ömür sonunda kendimize illaki varırız.

Yazar olmak için kaydolabilirsiniz. Yeni Gönderi Oluştur

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Loading…

0

Sevdiniz mi?

Avatar Yazar

Yazar Rabia

Anne, Ekmek, Tuz ve Yara

KÛŞE-İ VAHDET