Viewing 10 comments - 1 through 10 (of 18 total)
  • Hisseden kıssa, ev yapı taş duvar değilmiş canmış. Tekte olsan evin can duldandır kıvrılır yatarsın. Tabi ki ev şart ama canın ciğerinle paylaştıkça ev evdir. Yetimler, kimsesizler ve evsizler mezarı onlar yalnız ama çoklar. anonimler. Onlar canımızın yatırlarıdır. İçlerinden bazıları yatır diye ziyaret bile edinilir. Hayat onlarsızda olmaz, ölenin yerini doğan toplumda doldurur da kainatta herkesin yeri bellidir. Kimlerin yanında ve yanımızdakilerin yeri bakidir.

  • Affetmem kendimi öldürürüm beni seninle, sana dokunmam. Ben değişirim. ölümlüyüz ama evrimsel evrensel bir evrendeyiz. Düşüncelerimizle biçimlenen fikirlerimizle ölmez hayaletimiz bakidir. İyi hayalet olmak için evrimimizi bilip evrensel olup evrenimizi kapsamalıyız. Hayata dünyaya dar bir pencereden bakarsak ruhumuzu bedenimize hapis etmiş oluruz. Bir benim ama sende varsın. Oo onlarda var. Dört milyar insan var. Bir ben derken dört milyar insanın beni olarak kendimizi göz önünde tutmalıyız. Canlıyım derken, canım. Bu hesap geometrik büyür. Bir canımla alemdeki tüm canlıların canıyla canlılığımı tanımlamalıyım. Bir ölümlük bir bedenle tüm alemi yaşayabiliyoruz. Yoksa, bu kadar canlı içinde ve bu kadar insan içinde kıvranır dururuz. İçimizdeki, bağırsaklarımızdaki, kurtçuk gibi misal onunda bir görevi var ve bünyemizin sağlığı açısında. O kıvranırsa bizde kıvranırız ve ilaçla dökülür. Döküldü ama bünyemizdeki görevi kaldığı için eksik kaldık. Yani seni öldürmek çözüm değil. Yaşatmak çözüm.

  • Doğada boz ayı kutup ayısı birde eşya denizinde oyuncak ayı. Ayının kaderi çocuklarımızın elinde oyuncak olmak. Yetişkinliğimizin yalnızlığında kendimize bir ayı oyuncak kalmamız. Doğada adam toplumda bir birey kendimizde kendimiz kendimize bir oyuncak ayılığımız. Düşününce çok ilginç. Evet, sevmeyeceğiz ve aşık olmayacağız kendimizi bir duvar dibine öteleyeceğiz. Evimizin dört duvar arasına öylesine bırakacağız. Canlı varlık olarak ürettiğimiz eşyamız ve eşyamızı sevdiğimiz oyun biçimi oyuncak sonucunda halimizde eşya denizinde bir oyuncak gibi unutulmaya kalmak. Biz unut sakta kendimizi. Oyuncaklarında bir kalbi vardır ve unutulmaz. Bir kısa filmdeki gibi neslimizin uzaya erişmiş hali dönüp dünyadan o oyuncak ayılığımızı alıp uzaya götürecektir.

  • Şeffaf karnımız her bir su birikintisi ve yüzde yetmiş sudan oluşuyoruz. Yüzelim mi karnımızı yüzümüzü yararak. Ne güzel değil mi suyla oynamak, suyla çatlamak. Su zamanın içinde durmadan akar bünyemizde dolar doluşur akar ve bir an gelir çatlarız. Güleriz. Ağlarız da. Çiçekler açar bitkiler yapraklanır sanki ayaklanır doğa.

  • Dünyanın bin bir yüzü olarak yeryüzünde bir ara yüzüz canlı varlıklar olarak. Bir sitenin de yüzü, ara yüzü olarak yüzde yüz bir coğrafya farklılığında ilginç olmalı ya da ilginç olmamalı sade olmalı ve tabi ki yine ilginç kılınmalı. Heybedar’ın karakter açılımı sadeleşmiş. Güzelde olmuş. Yalnız içeriklerin resim yüzü karakteri, alan yazısını sönükleştiriyor. Çoğu içeriklerin resimlerine yönelik anlatım ve ifadelerini yansıtmadığını düşünüyorum. Dolayısıyla resimle içerik bir birini itici oluyor. Bu konuda önerim şu olur ki bir resim görseli altında o resimle ilgili yorum içerikleri yazılsın. Daha anlamlı olur.

    Diğer bir husus edebiyat kültür siteleri internet bağlamında ne profesyonel ne amatör ruhunu tam yakalayamıyor. Arada çarpık bir görünüm sağlıyor. Nedeni ise insanların gerçek okur bilinçlerinden yoksun olmaları gerçek anlamda okur sabrı edinememelerinden kaynaklanıyor. Yazmak ve yazarlık okurluğu ile edindiği bilinçte yürümektir. Nasıl insan iki ayağının üzerine kalkıyor ve yürüyorsa insanda okurluğu ile bilinçle kalkıp karakterinde düşünsel yürümesidir. Ama okurluk bilincinden ziyade bir teokratik yer ediniş insanları okurluğunun yazarlığının önüne geçirerek içeriğin önemli değil kendinin önemli olmasının yeterli olduğu bir anlayışı egemen kılıyor. Ve diğer gerçek anlamda yazan ve okuyanlara tahakküm kurduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla da gerçek anlamada internet tabanlı edebiyat ve kültür siteleri başat kalıyor.

    Örnek olarak sitenin teokratik lideri selamla başlamışsa diğerleri bu selamı vermese yazdığı içeriklerde alt sıralara düşe biliyor. Ya da editörün bir yayınlama anlayışına uygunluk göstermek gibi. Yani bir nevi iğdiş bir durum söz konusu var gibi geliyor çoğunlukla bana. Örnekleri ideolojik bağlamda çoğaltmak mümkün olabilir. Sonuçta insan eti ağırdır. Ben çoğu şeylere tenezzül etmediğim için yazdıklarımla baş başa kaldım çoğunlukla. Olsun dedim ve çoğunlukla yalnız büyüdüm yazdığım içeriklerle. Geri planda okuyanım çok olduğunu ve düşüncemi her mecrada ön görebilmeme rağmen. Ben çoğunlukla arka planda kaldım.

    Son olarak çoğu içerik yayınlayan yazdığı içeriğe yönelik açıklamaya yönelik bir yorumu bile olmuyor. Sanki kendi yazmamış gibi sadece teşekkür ediyor. Başka bir şey yok. Yazar demek yazdığı bir içeriği yine paylaşımını yazarak ilerletebilmeli. Yoksa sarı çizmeli Mehmet ağa. Yazarlık kafadan konuşmak evrenden yayın yapmaktır. Geçmişten geleceğe evren kara kutumuzdur. Ve evrende kafamızın içindedir. Bizler düşünme edimimizle geçmişten geleceğe ve de gelecekten geçmişe bağlantılar kurarak içerik yazabiliyor hayatı edebi kılabiliyoruz.

  • Ben bakarım beni gören görür, ateş böceği de görmüş olabilir. Ben ateş böceğini görmüş olsam ateş böceğinin ateşten beyninin içine görüntüm girmiş olsa kendimi ateş böceği olarak görsem ilginç olurdu. Ateş parlardım. Ateş böceği beynime girdiğinde beni gördüğünde parlayan ateş bilirim. Aynı anda bir birimizi görsek aynı anda bir birimizin beynini içine girsek aşk olurdu herhalde. Tutuşup tutuşmamak dayanaklığımıza bakardı.

  • İnsan doğdu dünyaya karşılayan anne baba yoksa sokaklar
    Yoksa sokaklar, dağlar taşlar
    Topraktan bitse hava su minareli bir bitki büyüyecek
    Bitkiyi karşılayan bir inek yiyebilir tabi ki
    Yemek aslında korkunç bir düellodur
    Yenmek eşitlikte olur her halde
    Yen, bünyen kaldırıyorsa ye yoksa toprağa göm sen hayatını ye
    Nefis yemek güzel kadın yakışıklı adam
    Karşılaşmak anlamlı ve ya anlamsız
    Nefret midenin bir yiyeceği kaldırmadığı gibi hayatında birini kaldırmaz
    Sen seni kaldırabiliyor musun uçurumun başından iyisin
    Sevgi bu dünyayı evreninde taşımaktır ve evrenini bu dünyada yaşamaktır
    Nefsin özü madde bileşkesi için istekli olmaktır
    Maddesiz mi olmak istiyorsun
    Düşün bir an olsa da soyutlan maddeden ve maddesiz tasavvur et kendini
    Anla kendini tebessüm edersin

  • Dünya bir tane değil ki dert bir tane değil ki dünyanın derdi o kadar çok ki. Yer bir tane diyeceğim canlı taşır yerini insan edinir yerini. Dünyayı dönüştürmek ister derdinde. Çoğu yaşar bak siyasetçilere ne utanırlar ne kendilerini küçümserler. Büyük adam gibi dertlerini siyasetlerini yaşarlar. İş sanatçıya gelince çile yükü onlarda asıl sanatçılar sorumluluk hisseder ve evrenlerini düzenlemeye koyulurlar. insan evrenini düzenledi mi dünya düzenini kolaylar. Ananın karnından çıkmışsın senin iliğinden senin karnına evrenin dünyaya inecekmiş kullandığın bir eşya gibi eşya hissedecekmişsin olsun aş bunları. Ve aşar tinsel bunalımını. Maddesel varlığını düşünce sel yokluğunda tasavvur ederek.

  • Elinize sağlık güzel ağıt etmişsiniz anıyı.
    Ölüm ve dirisi.
    Ölen dedenin başında kalan dirisi atı olunca öleni bir insanlık sahiplenmez bir tabiat sahiplenir. ve sahibinin ölümüyle tabiat ata, at tabiatıyla bir özgürlük ağıtı vermiştir.
    İnsanlık ölüsünün başında diri kalabilmek için nice savaşlar vermiştir.

  • Doğanın çocukları doğa gidince kaybolur. Zaman aptal olur. Oysa doğa yüzündedir ellerindeki nasır gibi. Yıka suyla kurula şükürle. Et duanı yağdırır Mevla’m zamanı sana. Mutlu olursun tüm insanlık nasiplenir. An yerine gelir zaman devam eder.

Viewing 10 comments - 1 through 10 (of 18 total)