Bu, ilk kez ip atlamak üzere olan bir çocuğun
Bacaklarına hücum eden o telâşedir.

Ben çocuktum bir keresinde,
Sıcak süte ekmek doğrayıp yer iken
Ol an annemi saçlarını tarar iken görmüştüm
O günden beri ne vakit hayret etsem
Kaynamış süt kokar dört bir yan
İşte seni bir kalemle çizmişler sevgilim
Siyahların öyle siyah
Öyle beyaz beyazların
Hayretimin dibinin tutuşunu
Sütün yanıklaşan kokusundan anlıyorum.

Sen bir masal prensesi
Bense antikonformist bir at
Ya sev beni evcilleştir
Ya sür beni çatlat
İşte öylesine Jüpitersin ki sevgilim
Bana kalıyor etrafında
Çaresizce dönen göktaşlarını ağlamak
Buradan ötesi konuştukça seslerin kaybolduğu
Bir uzayda savruluyormuşum hissi
Sana kavuşmak için düşersem
Namütenahi bir alev topu olarak
Beni okyanuslarının en derininde bağışla.

Dünyada bir ben varmışım gibi
-ki öyledir senden öncesi-
Hacervâri bir koşuşla
Koşup durdum tepelerden tepelere
-ki bu İsmailsizliği de barındıran bir susuzluktu-
Bu dizlerimin yokuşlara davranışını ben bilirim
Ben bilirim yuvarlanışımı yarlardan aşağı
İşte dudakların
Öylesine durdurucudur ki sevgilim
Dahasını da, ben bilirim.

Hayat büyük göç, sefer-i kadim
Gel bana yerleş dersem sevgilim
Bu, bir istasyonda buluşma davetidir.
Gelgelelim,
Seninle şöyle bir karşılıklı oynamamıza
Hangi âlim olsa icazet verir.

 

[metaslider id=804]