Akisa don
Z
zehra

5 yıl önce

Uzun adam,karalığı seçerek yürüyordu.Ne kadar olduğunu kestiremiyordu ama çok olduğu kesindi.Hızlanan yağmur ve daha güçlü esen rüzgara karşı yakasını kaldırdı ve beresini düzeltti.Sağından arabalar süratle geçiyor,yağmur suyunu üstüne sıçratıyordu.Memnuniyetsizlik yapmıyordu,yapamıyordu.İstediği tek şey eve ulaşmaktı,sahi evde de çok huzurla olamayacaktı ya yine eşi bağırıp çağıracak insanların ihtişamlı hayatlarından bahsedip canını sıkacaktı,her akşam aynı şeyi yapmaktan bıkıp usanmıyordu da Rasim efendi bunları çok umursamıyordu,sonuçta ona ne verirse versin yine aynı muhabbeti dinleyecekti.Onun canını sıkıp,ona huzursuzluk veren kızıydı,kızı da annesi gibiydi.Şikayet ediyor,memnuniyet ne demek bilmiyordu. Tabii ki onun da hakkıydı daha iyisini istemek ama babasının üstüne o kadar çok gidiyordu ki Rasim efendi sıkıldığını hissediyordu artık lakin bunu kendisine yakıştıramıyor,oluru olduğunu düşünemiyordu. Nasıl bir adam kızından sıkılabilirdi yada karısından ? O sonuçta o eve ekmek götürmeli,aile fertlerinin daha iyi bir hayatı olması için ömrünü hiç etmeliydi,isteklerini karşılamalı,bir dediklerini iki etmemeliydi. İşte Rasim efendi bunlardan sıyrılamıyordu,toplumun dayatmaları ve algıları onu boğuyordu ama o bunu görmezden gelmeyi tercih ediyordu. Sanki farkına varsa ve baş kaldırsa çok büyük bir günah işleyecek,geri dönülmez bir yola girecekti.

Geçen arabalar kabanını daha çok ıslatırken adımları hızlanıyordu,sırılsıklam olmuş bedeni evin önünde durdu.Gözlerini gökyüzüne kaldırdı,yağmur damlaları gözlerini ıslatıyor,dudaklarından içeriye sızıyordu.Uzun müddet gökteki Ay’ı izledi. Derin nefesler alıyor,dünyayı daha çok çekiyordu içine yada daha çok soyutluyordu kendisini.Ne yaptığını o da bilmiyor,bilemiyordu.Duyduğu seslerle kafasını bahçeye çevirdi.Bir köpek delice havlıyor ona bakıyordu,gülümsedi. Adımları köpeğin yanını bulduğunda başını okşadı ve güldü.

Zili çaldı ve bir müddet bekledi,içeriden sesler geliyor iki kişinin koşuşturmaları evi inletiyordu.Az sonra kapı açıldı

“Hoş geldin.”

“Hoş buldum.” 

Rasim efendi hızlıca içeriye girdi,ayakkabılarını ve kabanını bir çırpıda çıkartmış Süreyya hanıma vermişti.Kızını aradı gözleri,etrafta görünmüyordu hafifçe mutfağa doğru baktı. Mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu,sinirli oluşu nefes alışından bile belliydi.Rasim efendi derin bir nefes aldı,acaba mesele neydi bu sefer.Süreyya hanıma döndü.

“Ne oldu?” Ters bakışları yüzünü bulmuştu,hızlı ve hırsla konuştu.

“Aynı şeyler ne olacak,sayende evden çıkabildiğimiz mi var ? İnsanların yüzüne bakamaz olduk,bakkala gidecek yüzümüz bile yok.” Rasim efendi kalakaldı,sanki midesine bir öküz oturmuştu,birisi boğazını sıkıyor,başına basınç uyguluyor gibiydi.Nefesi kesilir gibi oldu,bir müddet öylece olduğu yerde kaldı,ayaklarının ucunda ki eski dokuma halıya bakıyordu.Her ipliğini inceliyor,ezberlemek ister gibi bakıyordu.Görüşü bulanıklaştı,bulanıklaşmakla kalmamış gözlerini ıslatan yaşlar akmaya başlamıştı.Her yeri yanmaya başlamıştı,çıkmazda gibiydi,ne yapacağını bilemedi.Arkasına döndü hızlıca kabanını kolun ataktı ayakkabılarını bir çırpıda giyindi ve dışarıya attı kendisini. Süreyya hanım bunu umursamamıştı bile,Rasim efendi kravatını gevşetiyor,kabanını giyinmeye çalışıyordu.Kafası öyle dolmuştu ki nefes alması neredeyse imkansızlaşıyordu.Koştu. Delice koşmaya başladı,adımlarının nereye gittiğini biliyordu ama görmek,bilmek istemedi koşmaya devam etti.Kaçmak istiyordu,bu curcunadan,bu yükten,bu çıkmazdan,bu baskıdan,hayatından,kendisinden,herkesten kaçmak istiyordu,dünyadan kaçmak istiyordu. Bencillik yapıyordu belki yorulmuştu,yapamıyordu ama o olmazsa Süreyya hanım ve kızı ne yapacaktı? Hayatlarını devam ettirebilecekler miydi ? Tüm bunları unutmayı diledi,unutmak istiyordu çünkü hayatında ilk ve son kez bencil olmak istiyordu. Bencil olmak ve ilk defa kendisini düşünmek istiyordu.Toplumun bu dayatmalarından kaçmak istiyordu,o yorulmuştu.Günlerce uykunun,günlerce yalnızlığın toplayamayacağı bir yorgunluktu,ruhu yorgundu.Kalbi atmak istemiyordu artık.

Belki de son yılların en şiddetli yağmurunu görüyordu Ankara sokakları,yerleri kırıp geçercesine yağıyordu.Rasim efendi bu yağmurda korkmadan,düşünmeden,umursamadan koşuyordu.Sonunu bildiği bir yol için koşuyordu ve bitmişti o yol,bitmişti.Kaldırımdan indi,birkaç saniye öylece dikildi ve birden koşmaya başladı,sağında ki araba duramamış,süratle çarpmıştı bedenine son nefeslerini acı bir çığlığa sarf etti.Yolun bir ucuna savrulmuş,kemikleri kırılmıştı.Bedeninin her yerinden kan akıyordu.Gördüğü son şey bir çift araba tekerleğiydi.Yüzünde bi gülümseme ve gözlerinde yaşlarla kağattı gözlerini.  

0 0 0 3 dk okuma