5 yıl önce
Adem

Âdem bebek doğdu. Hadi ağla ve ağladı. Ve de annesini hak etti. Bak babası. Babaannesi ananesi büyük babası dedesi halası teyzesi dayısı amcası… Ne kadar gezilecek kucak varmış. Kucaktan aşağısı uçurum, yerden yukarısı kucaktır. Kucaktan inerken ağlar kucağa çıkarken güler. İnsan yavrusu doğar doğmaz asansörü aranır. Sonra beşik, salla dünyasını uyusun.
Âdem bebek yeri kavradı, yerden aldığı taşı tattıktan sonra atmayı ve kendini tatmayı, yere bir atalet kuvveti ve eşyalara duvarlara tutunup tırmanmayı kavradı. Ve yürüdü. Nere gidecek. Bildiği insanların arkasından tanıdığı insanlara gidecek. Evinden köyüne varacak. İsterse şehirde yaşasın. İlkin evinden köyüne varacaktır.
Âdem okula yazıldı. Âdem artık kasabaya varacaktır. Okula iyice alışınca, ama köyünden gidecektir kasabaya yine de. Ailesi, büyük ailesi tanıdıkları komşuları hep köyüdür. Ve ya mahallesidir. Yeridir beşik yeridir. Sınıfları bir bir geçtikçe okulları bir bir aştıkça köyden kasaba derken şehirden şehre ülkelere ve ülkelerden ülkelere dünyaya varacak dünyasıyla dünyalara kavuşacaktır. Ve de evrenini kavrayacaktır.
Âdem işe girdi. Evreninden dünyasına inerçıkar evinden işine gider gelir artık. Karısı dünyası ve çocukları yeni gezegenleri olacaktır. Bir sistem içerisinde yakın çevresi bir sistemi olacaktır. Uzak çevresi eş dost akrabaları yakın sistemleri olur. Daha uzak sistemleri ise evreninde keşfedeceği yeni galaksiler olacaktır. Yeni edineceği çevrelerle yeni insanlar olacaktır.
Âdem diliyle çağırır, düşüncesiyle kalkar gider.
Âdemin dili kaç santimdir ki?
Dili dönsün fikrini düşüncesiyle çağrıştırsın. İnsanlarını tanısın hayvanlarını bilsin canlı ortamını bir kavrasın, mesafeler aşılmaz değildir. İnsan diliyle gezer. İnsanın dili köyüdür. Fikirleri âlem düşüncesi evrenidir. Türkçemizle şimdi biz nerelerdeyiz? Fikirde düşüncede neredeyiz. İlimde bilimde farkımız nedir. Biz kalkıp nere gidiyoruz. Kim geliyor bize. En çok İngilizce diliyle ABD’ye gidiyoruz bize en çok kim geliyor. Türk diliyle Türki cumhuriyetler mi?
Âdemin dili şivesi, İstanbul şivesidir. Türkçenin bilimi kaç yer gelir, kaç yer gider bilgisi.
Aruz ölçüsü hece ölçüsü şiirler derken serbest ölçülü şiirler nedir. Düz yazıyı tablo gibi işleyip doldururken. Serbest şiirlerimiz birer karikatür gibi kıssadan hissemizdir. Köyden uzaya çıkmak evrende dolaşmaktır. Çabucak. Yoksa düz yazıyla tanımlamayla betimlemeyle ve referans gruplarından alıntılarla anlatarak bilimsellik kazandırmak. Sonra yola koyulup uzaya çıkacağım derken hazırlığınla kalır. Yazdığın kitap kütüphanende kalır. Uzay samanlığı kütüphaneye gider gelirsin.
Âdem olmak uzaydan dünyaya inmektir. Topraktan bitip rahimden doğmaktır. Çöp gübre ve fosil olmak canlı geri dönüşümü sağlarken ya yiyecek içecek eşya atıklarımız neyi dönüştürecektir. Eşyamızın dili teknolojimizle nerelere varacağızdır. Uzaya çıkıp yeni gezegenler keşfedecek miyizdir? Yeni gezegenlerde hayat mı bulacağız yoksa üst mü kuracağız. Yeni hayat arıyorsak niye dünya hayatımızın içine ediyoruz. Başka hayat ise bitki, hayvan derken insan kavuştuk ve insandan ise eşyaya makineye teknolojiye dönüşüyoruz.
Neden?
Şu nedenledir ki: Oluşum içerisinde doğup ölerek kendimizi inşa ediyoruzdur. Şu an hangi çağdayız? Şu an teknolojik çağ olarak tüp bebek klonlama derken hayatımıza o ilk tohumu üretme peşindeyizdir. Tüm canlı âlemi içinde barındıracak o ilk yoğun maddeyi. Büyük patlamaya doğru. Bilgi bilimimiz ve sanat camiamızla anılarımızı gelecek düşüncemizle teknoloji ediyoruz. Sonuç olarak bir bilgi bilim içinde yok olacağız o bilgi bilim bizi yeniden var edecek. Dünya Yuvarlak hayatta yuvarlaktır.