Akisa don
KK
K. Kerem

6 yıl önce

‘Aynen’ Üzerine

‘Aynen’ Üzerine

Bu yazımı; “aynen”in günlük hayatta nerelerde nasıl kullanıldığını göstermek, olur olmaz yerlere neden ve ne şekilde sıkıştırıldığını anlatmak ve ana dilimizin yeterince dikkatli kullanılmasını sağlamak için yazıyorum. Etimolojik sözlüğe göre aynen kelimesi: Göz, göze, pınar, seçkin kimse, bir şeyin ta kendisi, maddi değeri olan nesne, mal; Arap alfabesinde bir harf anlamlarına geliyor. 1 Aynen, aynı zamanda Arapça ‘yn kökünden de türemiştir. İbranice’ ayin ve Akatça inu sözleriyle eş köktür. Tarihte kullanıldığı en eski kaynak, 1391 tarihli Saraylı Seyf’in GülistanTercümesi’dir. TDK ‘ye göre de “aynen” bir zarftır. Olduğu gibi, aynıyla anlamlarını karşılar. Çağımızda özellikle genç ve yetişkin yaş grubu tarafından akım haline gelen kelimeler ortaya çıkmıştır. Örneğin; bazı köşe yazılarından öğrendiğime göre 2000’lerin başında “dermişim” kelimesi moda olmuş.”Seni yemeğe davet edermişim” diyor kız. Etsene. Niye kıvranıyorsun? Bence demek istiyor ama çekiniyor. Özgüven eksikliğinden dolayı da olabilir. Dermişim deme. Ne diyeceksen söyle gitsin, öyle değil mi? Umarım sen de okurken “aynen ya” dememişsindir. Aklıma gelen “yardır geç” birleşik fiil gibi kullanılan bir söz var. Dışarılarda bir yerlerde yürürken veya arabada yolda giderken bize eşlik edenler veya yardım istediğimiz kişiler yol tarifi yapmak yerine” yardır geç” derler. Bu da söz üşengeçliği aslında. Ya konuşmayı bilmiyoruz ya da kendimize güvenmiyoruz. Bunu psikologlar, sosyologlar, dil bilimciler daha bilimsel açıklayabilirler. Bir diğer revaçta olan kelime” kop” fiili. Sözlüklerde ikiye bölünmek, ayrılmak diye açıklanıyor. Fakat biz bu kelimeyi çileden çıkmak, aşırı bir şekilde eğlenmek, gülmekten ölmek gibi pek çok anlamda kullanmaya başladık. “Bu akşam kopacak mıyız kanka?” dediğimizde aslında mecazi anlamda kullanmıyoruz. Yani bu cümle “Onunla bütün ilişkim koptu” cümlesindeki gibi zengin bir anlam ifade etmiyor. Biz bu savruk dili popüler kültüre uyum sağlamak için kullanıyoruz. İnsan zaten psikolojik olarak çevresine uymak, yanlış anlaşılmamak,veya birileriyle ters düşmeyeyim diye savunma mekanizmaları geliştirir. Popülariteye uyum sağlama adına kendi olmaktan çıkan insanın durumu bence psikoloji bilimiyle açıklanamaz. Bu verdiğim örnekleri çoğaltabiliriz fakat esas konumuzdan uzaklaşmayalım. Son birkaç yılda yine genç yetişkin yaş grubunda dillerden dillere dolaşan bir “aynen” dir gidiyor. O kadar fazla dillendiriliyor ki sadece “aynen” e özel yazı yazmayı planladım. Zaten yakın arkadaşlarıma ve aileme sürekli bahsediyordum yazacağımı.

Hiç arkadaşınıza “Bugün spora gideceğim”, dediğiniz oldu mu? Karşılığında ne  cevap aldınız? Aynen cevabını aldınız mı? Ben buna benzer konuşmalarda çok aldım.  Mantıklı geliyor mu? Bence gelmiyor. Karşılığında ben de gideceğim veya bugün  gitmeyeceğim denilse daha güzel olmaz mı? Bu durumun bazı sebepleri olabilir.  Karşımızdaki konuşmak istemiyor olabilir. Aklına cümle gelmiyor olabilir. Kelime hazinesi  zayıf olabilir vb. bir sürü sebep sayabiliriz. Çene tembelliği diye bir hastalık da duydum bir  arkadaşımdan. Bu sebeple de olabilir. Olur ya bazı insanlar bazen çok konuşmak istemezler.  Örneğin bu aralar Korona’yla başımız belada değil mi? Arkadaşımıza diyoruz ki “Hay bu  Korona da amma fazla oldu.” Ne duyuyoruz geri bildirimde? “Aynen.” “Evet bence de fazla  oldu. Sürekli Korona’yla yatıp Korona’yla yatıyoruz.” Tepkisini alsak insanın hem günlük  kelime kullanımı havuzu da artar. Biliyorsunuz, bizler artık derdimizi günlük iki yüz üç yüz  kelimeyle anlatır olduk. Gerek kitap okumama gerek iletişim becerisi eksikliği… Bu durumun  birçok sebebi olabilir. Türkçe Sözlük’te yüz on bir binin üzerinde kelime olduğu yazılıyor. Biz  ise gün içinde sadece iki üç yüz kelime kullanıyoruz. Okuma yazma ve okur yazar oranımız,  üniversite mezunu oranımız artıyor ama okuyup Türkçe konuşma oranımız artmıyor.

Gülüyoruz ağlanacak halimize. Yine mesela şey diyoruz. Ben şen şakrak ve neşeli biriyim, dediğimizde ne diyor arkadaşımız? O malum sihirli kelimeyi yapıştırıveriyor:”Aynen”. Ve  sohbet burada tıkanıyor. Ne diyeceksin ki? Adam, benim söyleyeceklerim bu kadar, benden  laf çıkmaz diyor. Acelesi mi var artık, bizi sevmeyen biri mi? Akla bir sürü soru geliyor.  Babamız veya annemiz yanımızda oturuyor. Bir şeylerden bahsediyor. Eğitimle ilgili  şikayetler ediyor mesela. Bu eğitim sistemi ne olacak, diyor. Bizim de elimizde telefon, çok  önemli işlerimizi hallediyoruz. Sohbeti şak “aynen” diye bitiriveriyoruz. Sinir bozucu değil  mi? Ben bütün bu sorunsallığın temel sebebini özgüven eksikliğine ve kelime dağarcığı  azlığına bağlıyorum. Tabii yan sebepler de var. İnsanın sohbeti uzatmak istememesi, acele bir  işinin olması, az konuşan bir yapıda olması, katılma kolaycılığı, onay vermezsem tartışma  olabilir düşüncesi, başka cümleler kurulursa karşı cevaplar verilir endişesi, yorumlama ve  genel kültür noksanlığı… Gördüğünüz gibi uzatılır gider. Ha! Bu demek değil ki “aynen” i hiç  kullanmayacağız. Tabii ki kullanacağız. Ama gerekli yerlerde. Örneğin: Bu notların ayneni  var mı dersek yani tıpkısı, aynısı var mı, demek istiyoruz. Yerinde bir kullanım olur. Veya  elinizdeki bedenin tıpkısından istiyorum, cümlesindeki “tıpkı” sözcüğü “aynen”i karşılıyor. Fotoğraftaki ünlü aynen sen, dediğimizde kelime cuk oturmuş oluyor. Okuduğunuz gibi “aynen” de istenirse doğru yerlerde kullanılıyormuş. Biz üşenmeyelim, kendimize güvenelim.Varsın olsun karşımızdakine katılmayalım. Düşüncelerimizi söylemekten imtina etmeyelim.Yeter ki bu dili şuurla işleyelim.

#Aynen#Dil#Türk dili
0 0 0 4 dk okuma