6 yıl önce
ben bir fikri boğmadan

umudum var sana karşı ey dünya
kaç asırdır
utanç ile koşuyorum hüznüme doğru
bir mayın tarlasında
miskince kıpırdasam bir yana doğru
parçalanacak günahların kırmızı arsızlığı
belki birazdan bir tatlı yiyeceğim
bütün acıları midemde toplarken
bir haber ile sıkacağım tatlı canımı
ben bir fikri boğmadan
hangi kuş yemlenir avuçlarımdan
ben bir fikri boğmadan
hangi kuş kudüs’te sitemsiz kanat çırpar
umudum var sana karşı ey dünya
kaç asırdır
utanç ile koşuyorum hayrıma doğru
bir mayın tarlasında
beyaz çarşaflı yataklardan uyandıkça
içimde karanlık ormanlar
elimde tutuşmayan bir mum ile
-mum yanmadan ben yakmadan
ateş olmadan ben olmadan-
karşımda dar ve ibretlik bir köprü
yüzümde leke leke tek vücut olmuş düşkünlükler
ben bir fikri boğmadan
nasıl düşerdim merdiven aşağı dünyaya
ben bir fikri boğmadan
nasıl konuşurdum kardeşçe uykularımda
umudum var sana karşı ey dünya
kaç asırdır
utanç ile koşuyorum refahıma doğru
bir mayın tarlasında