6 yıl önce
Esrime

Ölüyordum yavaş yavaş
Fütursuzca
Kocaman bir çaresizlik bulutunun altında
Şemsiyesi kırık bir kadın gibi sırılsıklam
Hitler’in ölümü gibi beklenmedik, acınası
piyanonun üzerinde gezen narin parmaklar gibi
dans ede ede…
Annemin eli gibi; yakın
Ama uzak
Ah annem ! Herkesi çok düşünen annem
bundan mı sıra bana gelmiyordu
Yok oluyordum bak git gide
Sessizce…
Ortadoğu gibi kan ve gözyaşı içinde
Tanrı’nın heybetli elini uzatmasını bekliyordum
Çaresizce değil! Dik bir şekilde
Özgürlüğümün üzerine düşen yapraklarını
Tek tek topladım
Aklımın sonsuz semalarında kuruttum
‘Yakınım’ hissedeceğim uzakların hayaliyle
Yıldırımları bile kucakladım
Yeraltı suları vuran kıyılarımda
Kasvet hegemonyası hakimiyetinde
Zeus’un öfkesiyle sustukça sustum !
Kaburgalarımın içindeki çiçekleri bile suladım
Düştüğüm yerden kalkamadım
Yağmurlar yağdı kırmızı gövdeme
ŞimşekLer çaktı kirpiklerimin içlerinde
Renklerim bağırdı avaz avaz
Ve
Ben yanlış bulutların ardında beklemişim gökkuşağını
Anladığımda ölüyordum yavaş yavaş