Akisa don
R
Rabia

6 yıl önce

Gök, Senin Yüzünde

Gök, Senin Yüzünde

Olur ya, gitmek ister insan. Şehirlerden, evlerden, insanlardan, kendinden… Belki de en çok kendinden. Niye gitmek ister ki? Artık kendine ait bir şey bulamadığından mı yoksa eski ‘ben’ i özlediğinden midir bilinmez. Gökyüzü sizi korkutuyorsa, nefes aldırmıyor aksine boğuluyorsanız artık hiçbir yere ait değilsiniz. Zaten hiç ait olmadınız, olduğunuzu sandınız. Gördüğünüz her bulutu öyle sahiplendiniz ki, hep güneşin arkasına saklandığı kadar masum sandınız. Bir de kötü yüzü olduğunu unuttunuz. Sağanak sağanak, gök gürültülü yağmurlar yağdırdığında üzerinize, hazırlıksız yakalandınız. Bir de ıslanmayı sevmeyen biriyseniz içiniz nefretle doldu. Ama neden? Ne bekliyordunuz, size hep o gülen yüzünü göstermesini mi? Kimse asla anlattığı kadar iyi değildir. Bir şimşeğe bakar, sonrasıysa her yer sular altında kalır. Hani o çok gitmek istediğiniz yerler var ya, işte ne kadar uzağa gitseniz bile kaçamazsınız. Gelir bulur sizi. Gökyüzünü sevmek zordur, hele ki gökyüzüne ait olan bir şeyi sevmek daha da zordur. Önce ıslanmak gerek o yağmurlarda, sırılsıklam olduğunda bile gıkını çıkarmamak… Gitmek kaçmak değildir. Marifet olan, gökyüzünü her şeyiyle alabildiğine kucaklayabilmektir.

0 0 0 1 dk okuma