5 yıl önce
Kendi hayatımız

Başka bir zamanda başka bir hayatımızın olmasını isterdik, kimsenin gölgesi altında olmayan, kendi bahçemizin fidanını dikmek isterdik. Sulayan biz, budayan biz, olmalıydık. Pek çok şeyin üzerimizden tamamlanmış olmasını isterdik. O zaman bu şekilde ve bu kadar eksik olmazdı. Memnun olmayan beraberlikler, memnun olmayan ilişkiler, memnun olmadıkları küçücük çocuklar. Aşık olan ve olmayan tüm evli çiftler hatta görücü usulü evlenenlerin daha çok mutlu olmasını çok yakından izlerken kabul edilemeyen, hazmedilemeyen…
Evlilik müessesinin tehlikeli hale getiren bizlerdik. Bir türlü tatmin olmayan, doymayan, geçmişteki çocukluk ve gençliğe bitmek bilmeyen kem gözlü bakışlarımızdı. Bunu da yaşasaydım, bunu da yaşamalıyım, bu da benim olmalıydı, bu da vs. Gözler başkasının storylerinde, hayranlıklar başkasının çocuğuna. Nereye doğru gidiyorduk? Anne olmak baba olmak bencilce bir hale büründü. Neden mutlu olamıyoruz? Neden kadın her şeyi mükemmel yapmak zorunda? Neden erkekler mükemmel olmak zorunda?
Kendi hayatımız, kendi varoluşumuz, kendi sevecenliğimiz yokmuş. Başkası gibi olmak zorundayız, başkasının mutsuzluğunun izleyicisi olmak zorundaymışız gibi. Kadın anne olduktan sonra, ya çok bencil ya da çok silinik, erkek baba olduktan sonra, ya çok bilmiş ya da çok bencil. Ortasını sağlayanların kimler olduğunu tam çözemedim. Ama kendini seven, geçmişiyle barışık, kompleksine yenik düşmeyen, gözü tok ve en önemlisi kendinden bir parça olduğunu kabul eden herkesin daha iyi bir anne baba olduğunu düşünüyorum.
Kendi hayatımız başlığı altında buralara yelken açmak tuhaf olabilir. Ama bu hayatta en büyük kavgalar bu yüzden çıkmıyor mu? Kendi hayatımızın özüne bakmadığımız için başkasının esiri, başkasının bize kul köle olmasını istiyoruz. Buna kendi öz çocuğumuz da dahil olabiliyor. Kendi hayatımız dediğim, önümüzde olan bize sunulan, bizsiz olmaya olandır. İş olabilir, çocuk olabilir, eş olabilir, aile olabilir, akraba olabilir, kedi köpek veya başka bir hayvan olabilir. Kısacası bize ait olan, bizsiz de olabilen ama bizimle sağlıklı olan her şey. Buna kendimiz de dahiliz. Bırakalım da bazı şeyler yarım kalsın, bazı şeyler içimizde kalsın, her şey mümkün olmayabilir. Kendi hayatımız olmuş olsun kendi varlığımızı kabul etmiş olalım. Başka türlüsü güç. ..
B.K
Çok sevdiğim Oruc Aruoba’nın dediği gibi: ‘yaşamın senin yükündür, taşı onu’