5 yıl önce
Şiir, Şiirdir Efendim

Bir şiir üzerinde çalışıyorum aylardır, neresinden tutsam, orasından elimde kalıyor.
Hep diyorum, aramaktır şiir. Zihnin en derinlerinde saklı olanı, en mahrem olanı; bir kadını, bir şapkayı ve zamanın üstüne giydirilmiş bir mantoyu, bulmaktır.
Kelimeler çıkıp gelmiyorlar zamansızlık içinden.
Bundan dolayı diyorum ki, şiir, bir manada buluştur.
-Ama ben, bu şiirin kelimelerini bulamıyorum.-
–
Kâğıdın başına geçtiğimde, yaşanmışlıklar çıkıp geliyorlar bir-iki,
Birikip bir yerlerde, ad sahibi oluyorlar: işte bütün gösterişleriyle anılar.
Ve yalnızca bir kip; geçmiş zaman. –yavrum ben geleceği anlatamam.-
Bir atom bombası kadar tehlikeli şiirler yazıyorum. İçimde milyonlarca kişiyi öldürüyorum. Bir kadını kuruyorum bilinmez bir saate –umudumu kesiyorum-, bazen yalnızca sevebiliyorum.
Bir tür deney yapıyorum şiirle, ben ancak şiirle biliyorum.
Bu yüzden diyorum ki, şiir, bir çeşit biliştir.
–
Bir şiir üzerinde çalışıyorken fark ettim, bu şiire başladığımı.
Şiirlerim ince bir filiz gibi güçsüz ve ilgiye muhtaçlar. Onları bu dünyada bırakırsam kırılacaklar. Kırılsınlar.
Mühürlü bir zarfın içinden çıktı çıkacak bir haber gibi.
Örtünüyor, örtündükçe daha da güzelleşiyor.
Bu yüzden diyorum, şiir, bir tarafıyla gizdir.
-bir balık: denizin dip suyunda, anlaşılmak için çırpınıyor da olabilir, sadece orada yaşadığı için anlaşılması gerekli de olabilir.-
–
Bir şiir yazıyordum en son,
Şimdilerde üçgenler ediniyorum, en mükemmel ve en kusursuz üçgen kendini hemen tanrı ilan ediyor. Ben karışmıyorum, yalnızca üçgenler ediniyorum.
Ben şiirle bu çağın arka kapılarını buluyorum.
Bu yüzden diyorum ki, şiir, bir tür kaçıştır.
-şiirden başka şiire-
–
Bir şiiri bıraktım kenara, şimdi yeni bir tanesine başlıyorum.
Ve senelerdir geziyorum, kendime uygun bir çarmıh bulabilmek için
Acılar ediniyorum, acılar edindikçe şiirler yazıyorum*.
Belki de… Domuzların, köpeklerin önüne inciler saçıyorum.
Bu yüzden diyorum ki, şiir, bir anlamda değersizdir.
-irin boşalıyormuş gibi yaralardan, bazen şiirden aynı böyle kurtuluyorum.-
–
Ben bir şiiri aylardır dürtüyorum, içini döksün diye.
Oturdum bir şiire, şiir yazdım. Bir anlamın etini büktüler içimde, içimde bir çığlık sesi, kâğıtta gölgesi.
Bu şiir de başka bir şiire gebedir,
Bu yüzden diyorum ki, sahi ne diyorum? –hiçbir kelime kalmadı heybemde**–
Şiir, şiirdir efendim. Şiir, şiirdir işte.
–
* Yazarın acısı hapishane değildir, yazarın acısı işkence değildir. Yazarın acısı kendine özel acısıdır. Yaşar Kemal
** Sedef Erik, “hiçbir kelime kalmadı heybemde”, Heybedar