6 yıl önce
SON PAZARTESİYE
Bugün yine bir Pazartesi
Yürüyorum sessiz ve usulca
Yalnızlığımın rengine bulanmış sokakta
Sonu olmayan bir sokak bu
Işık olmayan zifiri karanlık
Yalnızlığımın renginde
Yürüyorum durmadan, yalpalayarak
Yürüyorum bir çıkmaz sokak olduğunu bile bile
Ayağıma senin bana nefretin takılıyor önce
Sen geliyorsun aklıma birden
Yine bir hüzün çöküyor içime
Özlüyorum seni, her an özlüyorum
Ya sen…
Sen de özlüyor musun beni
Ya da dur! Niye özleyesin ki
Benden nefret eden biri beni niye özlesin ki
Düşüncelerimi ve binbir parçaya ayrılmış hislerimi topluyorum yerden
Yoluma devam ediyorum ama bu sefer biraz daha yaralı
Gözlerin geliyor aklıma,
Beni benden alan o gözlerin
Kimsin, nesin sen?
Yasaksın bana
Ama ben de Ademoğluyum sonuçta
Özlüyorum seni, sesini, gülüşünü.
Özlüyoruz seni ben ve yalnızlığım.
Özlesem de yoluma devam ediyorum.
Yürüyorum bu ıssız sokakta
Önümü görmeden nereye gittiğimi bilmeden
Ayağıma bir şey takılıyor yine
Bu da ne ki şimdi?
Oysaki bir ışık görmüştüm yolun sonunda sanki
Bakıyorum takıldığım şeye
Sana olan sevgim…
Niye takılıyor ki ayağıma
O da istemiyor mu sana ulaşmayı
Şaşırıyorum
Dibi görünmeyen bir kuyunun içinde gibiyim
Anlamsız düşünceler doluşuyor zihnime
Titriyorum.
Işık gözümü alıyor birden
Ben de buradayım diyor
Her şeye rağmen o ışığa koşuyorum
Sana koşuyorum ciğerim patlarcasına
Nefes alamazcasına
Gözlerim kamaşıyor
Neredeyim?
Bu ışık sandığım şey mi yoksa?
İliklerimde hissediyorum bilinmezliği
Ya da dur!
Aslında biliyorum
Burası benim cehennemim
Parlak mavi ışıklarla kaplı cehennemim
Yalnızım burada; ıssız, sessiz, sensiz
Ne fark eder ki nerede olduğum sen yoksan
Sensizlik böyle zorken…
Ama ben alışığım zora
Sensizliğe, sessizleğe, bu son Pazartesiye.