8 yıl önce
Urganıma Çağrı | Gökçe Ecem Baştopçu
-Kardeşim Ezgi’ye.
çünkü
ben de yorgunum
ve yorulmuşumdur.
onlar bilmeden
duysun diye bir kere beni
birer zulüm niyetine
kıyısından geçtiğim hayatımın
ve tüm hayatların
kirli katmanları.
yaşadığımız hep
herkese inat
ve yine de herkesle beraber
bir yükü bin yük edip
kambur kalmak endişesi
ve utancı bir yana
taşımak kaygısı.
düşünmüyorum.
düşlüyorum.
onlara inat ve sabırla.
düşlüyor ve düşüyorum.
memnunum
görüyorum onları.
koca, pahalı, gösterişli silüetleri
plastik, ucuz aynalarda.
bir yandan
bedenimi, içimdeki ayazı.
ben bir kadınsam eğer
ben korkunç ağrılar çekiyorsam eğer
yeniden doğmaya ve doğurmaya
durup durup, isyankarca fakat sonsuz bir umutla
büyük şehirlerin kirli sokaklarında
haykırmak istiyorum:
doğrulmadan doğurmak istemem diye yana yana.
başımdaki binlerce insan silüeti ve müsveddesi
istiyorum ki bilsin bunu.
bilsin, görsün ve ürksünler.
inanıyorum.
kıramaz kimse içimdeki umudu.
iştahım yoktur, bilen bilir.
bu kokuşmuş, fırıldak dünyaya.
bir el sıkmadan bu boğazı
ve ben kusamadan içimdeki siyahı
içim demleyemeden bir çay yerine bir aşkı
duyduğum tüm sancılar ancak sunidir
bilirim.
ve katlanılmaz bir yüktür
karnımın en yumuşak yerlerinde
debelenen, doğurmadığım her bir çocuk adına
bu hırçın, dayanılmaz ağrı.
usulca koyuyor her bir anı ve anıyı
ağrılar köşesine yine de bu çağrı.
bir kez gel demeye görsün
bu hüzün bırakmıyor seni
ve terden sapsarı kesilmiş yakanı.
hiçbir sabun yıkayamıyor yüzünü
hiçbir su temiz akmıyor bu çeşmede.
ve ellerin kirli
ve ellerin boş
ve ellerin
bomboş kalıyor.
kalemsiz, bensiz, bir elsiz.
sabrın ise yarı.
bir kere düşün
ve cevap ver.
heybetli gövden bir çiçeğe humus iken bak gözlerime.
görüyor musun beni.
sert, kurumuş toprağın içinde
taze bir ölüyken ve dönerken kendine
bak bana ve söyle
kime kalmış kahrından evvel bu dünyanın bir gram kârı.