5 yıl önce
Yürek, Gönül ve Kalp

Yürek
Bu şehrin bütün duvarlarında Zülkarneynin resmi asılı
Benim ellerim ise demirden
Ve içimde bir öğütücü gibi bu yürek, şehri bile ezer geçerim istersem
Bir korku ki, bütün herkesin yüzlerinde asılı
Benim tek korkum ellerimden.
Bütün köşelerden dönüyor Zülkarneynin adamları,
Gözleri çakmak çakmak ve hepsi suçlu, hepsi azılı
Bense sancıdan bir et biçmişim kendime, ellerim demirden
Bağırmamak için zor duruyorum haşyetten.
Ellerimi koynuma saklıyor, öyle geçiyorum yanlarından
Korkmuyorum diyorum, ama bütün duvarlarda Zülkarneynin resmi asılı.
–
Gönül
Bir gönül meselesi değil miydi, şeyhe zünnar giydiren.
Bitmez bir hüzün değil mi gönlümün ortasındaki, yüzümü, bir güz nehriymişcesine yakama döken
Gönlüme dengini bir bulup, bir kaybettiren…
Şu sevgisiz çağda, tuttukça kaburgamı, ne için yaşadığımı söyleyen yine bu gönül değil miydi?
“Bir odaya sıkışıp kalan”, bir âmâya dünyayı gösteren, gene bir gönül değil miydi?
Sana o dikensiz gülleri çantasında saklayıp getiren, bu gönül değil miydi?
Gene de sahipsiz bırakılan, bu gönül değil miydi?
Şu insanlar bilmezler mi gönüller ancak gönüllerle yaşar.
Yahu bilmezler mi yaşatan kalptir ama öldürürse gönülsüzlük öldürür.
–
Kalp
Bütün anlamlardan arınıp yalnızca atan, attıkça yaşatan,
Yaşattıkça yeni anlamlara sebep olan,
Sevdama sebep olan,
Acıma, yoksunluğuma, terk edilmişliğime sebep olan
Ah yarılası bu organ değil mi ki yaşatıp yaşatıp derde koyan.
Bir pompadan öteye gidemeyen, bir kas yığını değil mi bu?
Sayıp sövüp, çekip fırlatasım var göğsümden,
Bir cerahat gibi, irin gibi çekip atasım var
Kendime ömür biçesim var.
Lakin yine bu kalp değil mi seni her gördüğünde…
–
Ne diyorum ben,
Diyorum ki, adına ne denirse densin yaşamakla bir bağı var bu et parçasının.